Köşe Yazısı Detay

Anneliğe Doğmak!

Bahar Bektaş Aslan / İletişimci

Neredeyse yedi aydır bedenimde hummalı bir çalışma sürüyor! Vücudum yeniden inşaa oluyor gibi. Hormonlar değişiyor, algılar değişiyor, ben değişiyorum...

Bu yeni duruma alışmak önceleri kolay olmadı. Başlarda bir yadırgama, kendi bedeninde başkasının hakimiyetini kabullenememe durumu olmadı değil. Bizimkisi bir hürriyet tutkusu!

Zamanla bu hürriyetin sınırları biraz yumuşamaya başladı ve “ben sadece kendim için miyim, yoksa bu hür bedende başkasını da yaşatabilir miyim noktasına geldim”

Her insanın geçilmez sınırları vardır, benimki ise ruhumun tepesinde sallanıp duran o sümüklü çocuk, o örgülü saçlı kızdı. Bunun için 30 yaşına geldiğimde hafif bir “yaşlanıyor muyum” depresyonuna girmedim değil , ama çok şükür işin yaşta da başta da olmadığını anlayıp toparlanmam uzun sürmedi. İş benim ruhumdaydı! istediğim zaman saçımı örerimdi, pembe toka da takarımdı, kime neydi! İşte benim çin seddim; o çocuğu oradan indirmemekti ki anne olunca siz olmak istemeseniz bile çevreniz sizi farklı bir konuma yerleştiriyor.

“Artık annesin ağır ollllll...” sözlerini işitir gibiyim! Bunun için vücudumdaki inşaat hali beni ilk başlarda dediğim gibi tedirgin etti!

Evet artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Peki bu daha kötü olacağı anlamına mı geliyor? Çevredeki pek çok insana göre hayatımıza girecek olan bebekten sonra hayat biraz çekilmez olacak. Kimse bunu açık açık söylemiyor ama kurulan cümlelerde hep bir olumsuz hava seziyorum. Bazı ezberlenmiş sözler ise beni deli ediyor diyebilirim, şunun gibi ; “Şimdi uyu zaten bebek doğduktan sonra doğru düzgün uyuyamayacaksın” ya da “doğumdan sonra epey dışarı çıkamazsın şimdiden ne gerekiyorsa temin et”  veya “amannn o kitapları boşuna okuyorsun her şey sende bitiyor, boşuna okuma..” ve hamile bir bayana asla söylenmeyecek bir söz  “aaa çirkinleşmişsin kesin kızın olacak” gibi.

İnsanlar karamsar, insanlar sizin hayal dünyanıza inanmıyor ve hep olumsuz cümleler kuruyor.

Halbuki ben daha neşeli hayaller kurmak istiyorum. Bebeğin doğuşunu, eve gelişimizi, minik ellerini, mis mis kokuşunu hayal etmek istiyorum.

Bu doğrultuda genellemeler yerine her insanın , her hamilenin, her bebeğin ve nihayetinde her annenin kendine özgü davranışları, beklentileri varolduğuna inanıyorum.

Pam England  ve Rob Horowitz, İçgüdüsel Doğum adlı kitaplarında sağlıklı bir doğum için öncelikle “Gerçek diye kabul ettiğiniz varsayımlarınızı sorgulayın. Gerçek kavrayışın gerçekleşmesi açık ve meraklı zihinle mümkündür ve kültürel at gözlüklerini çıkarmak ile koşullu öğrenmişliklerden kurtulmakla mümkündür” diyor.

Ben de çevresel ve kültürel at gözlüklerimi çıkarıp her şeyi oluruna bırakıp başıma gelen her şeyin güzel yönlerini görerek yaşayacağım.

İnsanların deneyimlerinden faydalanmak için yaşadıkları hakkında sorular sorarım. Çünkü bu önemlidir, henüz yaşamadığım bir olayı insanlar nasıl atlatmıştır, merak ederim ve almam gereken doneleri onlardan alırım. Ama benim fikirlerime saygı duyulmasını isterim. Karamsar öngörülere hayatımda pek de yer yoktur.

Bu noktada çevremdeki insanlara “pozitif olamıyorsan sessiz ol” demeyi uygun buluyorum. Çünkü bir şey kötü gidecekse bunu zamanı gelince zaten göreceğim, ama o zamana kadar iyi şeyler olacağını düşünüp mutlu olmak istiyorum. Aklımın tepesinde zıplayan bitirim kalbim bunu istiyor. Anne olup oturaklı davranmayı, yaşlanmayı, bebekli kadınların hareketsiz eve kapalı yaşamını, lohusalık bunalımını, bebeğimin doğumda veya doğumdan sonra geçirebileceği komplikasyonları ve daha bir çok olumsuz fikir ile bu fikri taşıyanları ruhumun çin seddinin arkasında bırakıyorum..

Son olarak İçgüdüsel Doğum adlı kitaptan çok etkileyici bir paragraf aktarmak istiyorum, kitapta deniyor ki; “Kadınların çoğu hemen doğum öncesi öleceklerini düşünürler. Doğum sancısının artan yoğunluğu, benliğimizin, düşüncelerimizin ve kişilik duygumuzun ortadan kalkmasına neden olur; vücudumuzu ve irademizi tamamen teslim olmaya mecbur eder. Bu aşamada artık ölümden korkmayız, çünkü ortada direnecek veya korkacak bir ‘kişilik’ kalmamıştır. Bu aşkın anda biz doğumun kendisi haline geliriz. Bu da kadının anne olarak ‘ruhsal doğumuna’ karşılık gelir”... 

Hayat ne getirir bilemeyiz ama ben bebeğimi  ve anneliğe doğmayı umutla ve heyecanla bekleyeceğim..

 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir