Köşe Yazısı Detay

Mutluluk: Daha fazla haz mı, anlam mı?

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

Yazının başlığındaki sorunun cevabı ne olursa olsun, mutluluk hepimizin yaşamımızda aradığı bir kavram. Bir çok davranışımızın, hedefimizin altındaki önemli bir motivasyon kaynağı. Tekrar başlıktaki soruya gelecek olursak aslında bu sorunun kaynağı Hedonia ve eudaimoniaisimleri ile Antik Yunan filozoflarına dayanıyor. Hedonia hazza yönelmek iken, eudaimoniayaşamda anlam bulmak, kendindeki en iyiyi geliştirmek gibi kavramlarla ilişkili. Psikolojide ise, iyilik halinin patolojinin olmamasından fazlası olduğunu ortaya koyan pozitif psikoloji akımı ile beraber bu kavramlar öznel ve psikolojik iyilik hali isimleri ile ampirik olarak araştırılıyor. Öznel iyilik hali hedoniaya dayanan bir bakış hali. Yüksek olumlu duygu durum deneyimliyorsak ve yaşamdan yüksek doyum aldığımızı düşünüyorsak öznel iyilik halimiz de yüksek, yani mutluyuz. Diğer yandan psikolojik iyilik hali ise eudaimonia’ya yakın. Bir sonuç ya da durumdan ziyade yaşamda anlam bulabilme, potansiyellerini gerçekleştirebilmeyi ifade ediliyor. Psikolojik iyilik haline ilişkin Ryffisimli bir araştırmacı altı bileşen belirlemiş: kendini kabul, kişisel büyüme, yaşamda anlam, diğerleri ile olumlu ilişkiler, çevreyi keşfetme ve özerklik.

Kuşkusuz iki bakış açısını da yaşamımızda doğrulamak hepimizi mutlu eder. Hem hazzın olması, hem de anlamlı bir yaşam yaşadığımızı hissetmek bizleri tatmin olmuş, yaşamla bütünleşmiş hissettirecektir. Diğer yandan sanki zamanın ruhu anlamı, derin olanı ihmal etmemizi, daha fazla hazza ulaşarak mutlu olacağımızı söylüyor olabilir. Daha fazla gezmek, yemek içmek, almak, tüketmek mutluluğun formülü olarak görünüyor. Peki, bunun ne sakıncası olabilir? Öncelikle,  bir süre sonra belirli bir seviyede hazza alışacağımız için hep daha fazlasını istemek durumunda kalacağız. İkincisi bir araştırmacının dediği gibi sahip olmak ya da var olmak paradoksunun içinde kalabiliriz. İç boşluğumuzu hazla doldurup, kendimize ilişin derin ve temel sorulardan kaçınabiliriz.

Peki, daha soyut olan bir kavram olan psikolojik iyilik haline nasıl ulaşacağız? Ryff’a göre psikolojik iyilik halinin bileşenlerine tekrar bakarsak öncelikle kendimizin iyi ve kötü özelliklerini kabul etmemiz gerekir. İkinci olarak, gelişimimizi devem ettirmeye ve potansiyellerimizi gerçekleştirmeye çalışmalıyız. Üçüncü olarak, yaşamımızı anlamlı bulacak hedeflerimiz olmalı. Dördüncü olarak derin, doyum ve güven verici ilişkiler kurabilmeliyiz. Beşinci olarak, içinde yaşadığımız çevreyi kişisel ihtiyaçlarımızı tatmin edecek biçimde keşfedebilmeliyiz. Son olarak, bağımsız olabilmeli, kendi davranışlarımızı düzenlemeliyiz.

Haz mı anlam mı tartışmaları bir yana, Ryff ve Keyes yaşamlarımızda ideal bir biçimde işlevsellik göstermemiz için bütünleşmiş iyilik hali kavramını ortaya koymuşlar.  Onlara göre bütünleşmiş bir iyilik hali için öncelikle duygusal iyilik hali olmalı- ki bu kavram öznel iyilik haline karşılık geliyor (yani yüksek olumlu duygumuzun ve yaşamımıza ilişkin yüksek olumlu değerlendirmemizin olması). İkinci olarak sosyal iyilik hali- yani diğerleri ile bütünleşebilme, tamamlanabilme- olmalı. Son olarak da yukarıda bileşenleri aktarılan psikolojik iyilik halinin de denkleme girmesiyle bütünleşmiş iyilik hali tamamlanıyor.

Kısacası, galiba mutluluğu bulabilmek için bahsedilen tüm yönleri ihmal etmeden kapsayıcı olmak ve tek bir alanı abartmamak gerekiyor. Diğer bir ifadeyle belki de yüzyıllar öncesinden Aristoteles’inaktardığı gibi ölçülü olmak sorunun cevabı.

*Pozitif psikoloji kitaplarından ve makalelerinden yararlanılmıştır.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir