Köşe Yazısı Detay

Zat-ı Kadraj

Tuğçe Zeynep Abalı / Sosyolog

Sosyal medya genişleyeli durum bildirimi yapmak, gün içinde yaptıklarını yazmak yetinmeyip fotoğraf paylaşmak zaten bildiğimiz, alıştığımız şeylerdi. Fotoğraf paylaşımı da yaygınlaşmaya başlayınca ayrı bir isimle fotoğraflara özgü sosyal bir paylaşım sitesi dahi açıldı. Kendi kendinin fotoğrafını çekmek de zaten gençler arasında fotoğraf çeken telefonlar yaygınlaştığından beri var olan bir olguydu. Peki, bu selfie çekmek nasıl yaygınlaştı?

Oscar töreninde ünlü sunucu Ellen Degeneres’ın, ünlü oyuncularla çektiği pozla selfie çekmek bir akım haline geldi. Bu ünlü isimler Kevin Spacey, Julia Roberts, Brad Pitt, Helen Mirren olunca da fotoğrafın yayılması uzun sürmedi. –Ki sonra bu olayın Samsung’un viral reklamı olduğu ortaya çıktı.– Sonrasında bizim ünlü isimlerin de selfie çekmeye başlamasıyla, kendi kendinin fotoğrafını çekme, herkesçe taklit edilmeye başlandı. Bu pozların sosyal medyada ilgi görmesiyle Amerika Birleşik Devletleri başkanı Barack Obama bile paylaşımı yüzbinleri bulan selfie’sini çekti.

Sosyal medyada paylaşılan selfieler haber değeri taşımaya da başladı. Bir kişinin intiharı öncesinde çekip paylaştığı selfie 3. sayfa haberi oldu. Ünlülerin çektiği selfieler magazin programlarında ve yine gazetelerde haber oldu. İnsanların her anlarını diğer kişilerle sanal ortamda bu kadar fazla paylaşmasının nedenleri herkesçe bilinmek, gözde ve göz önünde olma, farklı ve popüler olma isteğine bağlı olabilir. Bu konuda üzerine düşünülmesi gereken nokta nasıl bir psikoloji ölüm öncesi fotoğrafını paylaştırır.

Selfie kelimesi gündeme hızlı düşerken dillere de aynı hızla yerleşti. Bir habere göre Oxford Üniversitesi tarafından 2013 yılının kelimesi seçildi ve İngilizce sözlüğe eklendi. Kelime kök olarak zaten İngilizce. Sözlüğe eklenmesinde bir sakınca görülmemiş fakat kelimenin Türkiye’ye ayak basması öyle mi?

Gelelim Türk Dil Kurumuna, yetkililer Selfie Çekmek tabirine Türkçe bir isim koymak için çağrıda bulundular ve kişilerden ilginç öneriler geldi. Bu önerilerden bazıları şöyle; anfoto, bencek, çekerol, çekendi, çekiçek, e-hatırat, eldenfoto, fotöz, motoportre, münhasî, öz yapıt, özanlık, özceçekim, selfi, seyfi, sosyapoz, yüzçekim, yüzkare, zat-ı kadraj, zatım…

Kimisi komik kimisi mantıklı olan bu kelimeler arasından özçekim, selfie’nin Türkçe karşılığı olarak belirlendi. Türkçe karşılık belirlense de selfie’nin yerine kullanılır mı bilemeyiz. Kendi düşüncem, “çok oturgaçlıgötürgeç”in kaderini yaşayacağı yönünde.

Türk Dil Kurumu tam selfie’ye karşılık bulmuştu ki birinin selfie çekerken eli kaymış olsa gerek, yüzünün yarısını çekmek olarak açıklanabilecek halfie çıktı ortaya. Yetmedi sosyal medyacılara bunlar, yok ben yüzümü çekmem ayaklarım da beni anlatabilir diyenler tarafından selfeet çıkarıldı. Sosyal medya bu denli hızlıyken TDK bu yarışa yetişebilir mi izleyip göreceğiz.

Konuyla ilgili dikkatimi çeken bir diğer şey de şu oldu; özellikle cep telefonu reklam filmleri, satışları arttırmak için selfie çeken kişilerle çekiliyor. Yani cep telefonu firmaları başta olmak üzere dondurma markası bile selfie çekmek üzerinden reklam yapıyorsa, kapitalizm popüler öğeleri çok çabuk ve başarılı kullanabiliyor diyebiliriz.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir