Köşe Yazısı Detay

Aşk ve İlişkiler Yazı Dizisi 1

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

1. Aşk ve İkili İlişkiler bir Alış-verişten mi ibarettir?

Karşı cinsle kurduğumuz ikili ilişkiler hepimizin yaşamında önemli bir yer kaplar. Özellikle gençlik döneminde kendimizi aramanın ve bulmanın yollarından biri ikili ilişkilerimizi analiz etmektir. Bir diğerinin aynasında kendimizi tanımaya ve sevmeye çalışırız. İleriki yaşlarda kim olduğumuz konusunda belirgin bir fikrimiz olduğunda ikili ilişkiler önemli bir doyum ve destek kaynağı oluşturur ve hala benliğimizin tanımadığımız yönlerini tanıtmaya devam eder.

Öfkeden, çatışma ve barışmalardan beslenen, kısacası yüksek inişli çıkışlı ve biraz patolojik kabul edilebilecek ilişki tiplerini bir yana bıraktığımızda çoğumuzun isteği ikili ilişkilerimizde hatta tüm yakın ilişkilerimizde mutlu ve huzurlu olmaktır. İlişkilerde mutluluğu açıklayan çok fazla kuramsal yaklaşım mevcuttur ve her bir yaklaşım kendi perspektifinden ilişki doyumunu farklı açıklar. Bu yazı dizisinde öncelikle bu konudaki temel yaklaşımlar tanıtılacaktır.

Yazının başlığından anlaşılacağı gibi ikili ilişki dinamiklerini ve doyumu açıklayan temel yaklaşımlardan biri sosyal mübadele ( sosyal alış veriş) kuramlarıdır. Bu kuramlara göre insan akılcı bir varlıktır, haz odaklıdır, kendi lehine davranır ve ilişkide de kendi lehine durumlar aleyhine olan durumları aştığında ilişkisinden doyum alır. Kurama göre insanlar bir ilişkide öncelikle aldıkları ödüllere bakaralar. Yani ben bu ilişkiden ne elde ediyorum? Ödüller çok çeşitlidir ve kişiye göre değişir. Sevgi, onay, ilgi gibi manevi de olabilir, para, hediyeler, barınma ihtiyacının karşılanması için maddi de olabilir. Daha sonra ben ne veriyorum sorusunu sorarlar. Yani bu ilişki için ödediğim bedel denir?  Bedeller de maddi ve manevi olabilir. İnsanlar ilişkileri için zamanlarını verirler, emeklerini verirler, çatışma ile başa çıkmak için enerjilerini verirler, kimi zaman yüksek maddi bedeller ödeyebilirler, kimi zaman karşıdaki insanın sorunları içinde tükenebilirler. Uzun yıllar o kişiye yatırım yapabilirler ve yatırımlarından vaz geçmek istemezler. Kısacası bedeller de özneldir ve kişiye göre değişir.

Kurama göre ilişkiye daha giriş aşamasında bir hesap yaparız:  aldığımız ödüller ödediğimiz bedellerden yüksek mi?  Yani yüksek bedel ödeyeceğimiz ve düşük ödül alacağımız ilişkilere girmek bile istemeyiz. Peki, bu denkleminin sonucunun olumlu çıkması bizi mutlu etmeye yeter mi? Kurama göre hayır! Aynı zamanda insanlar ilişkilerden aldıkları ödüller bedellerinden yüksek olsa bile bu sonucun kuramın ‘ karşılaştırma düzeyi’ olarak isimlendirdiği kavramın üzerine çıkması gerekir. Karşılaştırma düzeyi kişin geçmiş ilişkilerinden ve çevresindeki ilişkilerine ilişkin gözlemlerinden oluşan ikili ilişkilere ilişkin minimum beklenti düzeyidir ve kişiden kişiye değişir. Örneğin geçmiş ilişkilerinde sürekli duygusal istismara uğrayan bir kadın yeni ilişkide biraz saygı gördüğünde doyumlu hissedebilir. Diğer yandan geçmiş ilişkilerinde saygı ve sevgi görmüş ve çevresinde de böyle ilişkilere sahip olmuş bir kadın ufak bir saygısızlık karşısında kendini doyumsuz hissedebilir. Kısacası hali hazırdaki ilişkimiz karşılaştırma düzeyimizin üzerine çıkmışsa kendimizi o ilişkide doyumlu hissederiz.

Sonuç olarak,  kuramcılar akılcıyız ve bireysel avantajlarımızı düşünürüz diyorlar ve bu denklemlerin dışındaki ilişkileri patolojik kabul ediyorlar. Bu noktada kuramcılar sanki duyguları biraz es geçmiş gibi. Acaba aşk ve ikili ilişkiler biraz da duygusal adanmışlığı gerektirmez mi? Ya da duygular insanın aklını başını alıp bazen kendi aleyhine sonuçlar doğurmamıza yol açamaz mı? Kendimize bu kadar hâkim miyiz? Bütün bunları bir sonraki yazılarda farklı kuramsal bakış açılarından tartışacağız. 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir