Köşe Yazısı Detay

Cinsiyet ve Kalıpyargılar

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

Artık klasik olmuş ve toplumsal cinsiyet derslerinin giriş cümlesi haline gelmiş bir tanıma göre cinsiyet kadın ve erkek olmaya ilişkin biyolojik bir kavramdır. Diğer yandan, toplumsal cinsiyet insan kültürleri tarafından yaratılmış kadın ve erkek olmaya ilişkin psikolojik ve kültürel özellikleri ifade eder. Elbette aktarılan bu tanım bu alandaki yaklaşımlardan bir tanesine ilişkindir ve toplumsal cinsiyetin sonradan öğrenildiğini savunur. Yani sadece biyolojik farklılıklarla doğarız ama mavi ve pembe giydiğimiz andan itibaren yaşam boyu bu konuda aldığımız farklı mesajlar sonucunda kadın ve erkek olmayı öğreniriz.

Ataerkil kültürler ülkeler arasında farklılıklar olsa da bize hep aynı mesajı verirler. Kadınlar ve erkekler farklıdır! Televizyonlarda kadınların anlaşılmasının ne zor olduğunu şairane bir dille anlatan erkekler, dergilerde erkeklere nasıl yaklaşılacağına ilişkin kadınlara verilen ipuçları hep bize bu savaşta yardımcı olmak içindir. Kadınlara ve erkeklere ilişkin bütün bu aşırı genellemeler sosyal psikolojide cinsiyet kalıp yargıları olarak isimlendirilir. Cinsiyet kalıp yargılarına göre kadınlar naziktir, kırılgandır, fazla hassas ve duygusaldır, bağımlıdır, kendi benliğini geride tutandır, akılcı düşünemez, dış görünüşü ile çok ilgilidir…Erkeklerse akılcıdır, duygusal değildir, başarı odaklıdır, baskındır, kendine güvenlidir, bağımsızdır… Kadınlara atfedilen özellikler temelde bakım verme ile ilişkilidir ve feminen olarak isimlendirilir. Erkeklere atfedilenler ekmek kazanma ile ilişkidir ve maskülen olarak isimlendirilir.

Kültür bizden kadınsak feminen, erkeksek maskülen olmamızı ister. Bu yine farklılaşmayı ve karşıtlığı barındıran bir bakış açısındır. Günlük hayatımızda sık sık şu eleştiriyi duyarız: Canım bu kadınlar da erkek gibi olmaya başladılar iş yaşamına girince, kadın kadınlığını, erkek erkekliğini bilmeli! Oysaki daha önce belirtildiği gibi aslında maskülen özellikler erkeğe değil, işe ilişkin özelliklerdir, feminen özellikler ise ilişkilere. Peki, hem işte başarılı olmak, kendine güvenmek, hem de ilişkilerde mutlu olmak mümkün değil midir? Bem isimli bir araştırmacı bu soruya cevap olarak feminen ve maskülen kişilik özelliklerinin toplamı olan psikolojik androjeni isimli bir kavram önermiştir. Her iki grup özelliğe sahip olan kadın ve erkekler ilişkilerini hem iş yaşamlarını iyi yönetebilecek ve psikolojik açıdan saha sağlıklı, mutlu olacaklardır. Bem daha sonra bunun da bir ayrıştırma olacağını düşünüp görüşlerini değiştirmiş olsa da, birçok araştırmacı tarafından psikolojik androjeninher iki cinsiyet için de farklı alanlardaki olumlu yönleri defalarca gösterilmiştir.

Kısacası belki de sadece cinsiyet konusunda değil, birçok alanda kalıp yargılar sınırlandırıcıdır ve kendimizi tek bir grup aidiyet ile sınırlandırmak ve karşıtlıklar üzerinden tanımlamak biraz da sıkıcıdır. Belki de biz kadınlar, siz erkekler, biz Türkiye vatandaşları, siz İngiliz vatandaşları, biz A partililer, siz B partililer gibi biz ve öteki arasındaki farklılıklar üzerine yoğunlaşmak ve bize benzemeyeni değersizleştirmek yerine dikkatimizi öteki ile olan benzerliklerimiz üzerine toplamak hayatı kolaylaştırabilir. Dahası böyle bir bakış açısı insanları grup aidiyetleri ile değil, onları özgün bir birey olarak tanımamıza yol açar. Bu da muhtemelen bizleri daha hümanist bir noktaya taşıyacaktır. 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir