Köşe Yazısı Detay

Önyargı, Ayrımcılık ve Önyargıları Kırmak

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

İnsan olarak birbirimize verdiğimiz acılardan önemli bir kısmını bu yazının başlığını oluşturan önyargılarımız ve beraberinde gelen ayrımcı davranışlarımız oluşturur. Önyargı bir insana belirli bir grubun üyesi olması nedeniyle beslenen olumsuz tutum olarak tanımlanır. Bu durumun sonucu ise önyargıların karşımızdakini birey olarak tanımamızı engellemesidir ve onu belirli bir grubun özelliklerinin temsilcisi olarak görmememizi sağlamasıdır.

Önyargılarımız birçok farklı alanda olabilir. Kimimizde belirli etnik gruplara yönelik olabilir, tüm Almanlar şiddete meyilli olur gibi. Kimimizde cinsiyete yönelik olabilir, kadınları bilirim hepsi çok duygusaldır gibi. Dindarlara yönelik olabilir. Müslümanlar özgür düşünmüyor gibi. Dinsizlere yönelik olabilir. İnançsızlarda vicdan olmaz gibi… Örnekleri birçok alana genellemek mümkündür.  

Ayrımcılık ise bir kişiye yalnızca belirli bir grubun üyesi olması nedeniyle olumsuz davranmak olarak tanımlanır. İnsanlık tarihi Hitlerin yaptıkları başta olmak üzere ayrımcılığın acı örnekleri ile doludur. Zencileri belirli restoranlara almama, kadınları belirli üniversitelere kabul etmeme, bir ülkede yaşayan azınlıklara çoğunluktan farklı muamele yapma vs. Ayrımcılığının yapılamadığı kimi durumlarda ise kişi hedef gruba gereğinden olumlu davranarak karşıt ayrımcılık da yapabilir ki bu başlı başına başka bir yazının konusudur.

Önyargı ve ayrımcılığı farklı disiplinler farklı biçimlerde açıklamışlardır. Bazı çalışmacılar konunun tarihsel kökenleri ile bazıları ekonomik kökenleri ile (örn. Marx), ilgilenmişler; bazı araştırmacılar psiko-dinamik (örn.Adorno), bazı araştırmacılar ise fenomenolojikaçıklamalar getirmişlerdir.

Bu konudaki açıklamalardan bir tanesi de sosyal kategorizasyondur. Tajfel ve arkadaşları tarafından önerilen sosyal kimlik kuramına göre bizler nesneleri tek tek değil ait oldukları kategoriler temelinde değerlendiririz ve insanlar konusundaki kategorilerden bir tanesi de ben ve ben olmayandır. Kendi grubumuz içinde olanları yani bizi,  iç grup olarak algılarız ve daha olumlu değerlendiririz. Kendi grubumuz dışında olanları, yani ötekiyi dış grup olarak adlandırırız ve daha olumsuz görürüz. Ayrıca kendi grubumuz içindeki insanların bireysel ayrılıklarını dikkate alırken, dış grup üyelerini homojen olarak görürüz. Bunların hepsi zaten böyledir diye kurduğumuz cümlelerin altında bu homojenlik algısı yatmaktadır.

Peki biz ve diğerleri ayrımı ve diğerlerine yönelik olumsuz genellemeler ortadan kalkamaz mı? Ya da yumuşayamaz mı? Bu konudaki en iyi deneylerden biri Türkiye kökenli sosyal psikolog Muzaffer Sherrif’e aittir. Sherrif ve arkadaşları “kartallar” ve “çıngıraklı yılanlar” adı verilen 2 grup çocuğu yaz kampına götürmüşler ve onları bir dizi rekabetçi aktiviteye maruz bırakmışlardır. Bu rekabetçi aktiveler sonucunda bir süre sonra çocuklar arasında düşmanlık ve kavga baş göstermiştir. Araştırmacılar bu düşmanlığı çözmek için farklı yöntemler denemişlerdir. Öncelikle farklı gruplardaki çocukları birbirlerine övmüşler ancak bu yöntem işe yaramamıştır. Daha sonra bu iki grup çocuğu rekabet olmayan ortamlarda bir araya getirmeye çalışmışlar ancak o da işe yaramamıştır. Sonunda deneyciler çocukların temas halinde bulunacakları ve ortak hedefte birleşecekleri bir çözüm önermişlerdir. Bozulan bir kamyonu dik bir yokuştan çıkarmak gibi bir sorunu çözebilmek için iki grup çocuğun tamamının birleşmesi gerekmiştir. Bu ortak hedef için çocukların birbirleri ile temas etme zorunluluğu düşmanlığın ortadan kalkmasına yol açmıştır. Çünkü temas grup üyelerinin birbirini daha yakından tanımasına, dış grup üyelerinin sandıkları kadar farklı olmadıklarının anlaşılmasına, empatiye yol açmaktadır. İç grup ve dış grup arasındaki ayrımı kaldırır demek çok iddialı olsa da azaltır denilebilir.

Bu bağlamda son günlerde ülkemizde yaşanan Taksim olaylarının bir kazancı bu olayların farklı dünya görüşlerinden, politik tutumlardan, sosyo ekonomik düzeylerden gruplardan insanların Sherrif’in deneyinde olduğu gibi temas etmelerine ve birbirlerine ilişkin önyargıların kırılmasına yol açması olabilir. Belki buradan hareketle ülkemizdeki tüm grupların için ortak hedefler doğrultusunda temas etmeleri çatışmaların çözümünde bir yol olarak düşünülebilir.

 

*Sears, O.D.,Peplau,A.L., &Taylor, S.E.(2007). Sosyal Psikoloji..Ali Dönmez(çev.) İmge Yayınevi.

*Gerrig, R.J., &Zimbardo, P.G. (2012). PsikolojiveYaşam.GamzeSart (Çev.). Ankara: Nobel

*Curun,F (2013). Sosyal Psikolojiye Giriş dersnotları.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir
Raci Yıldırım 07.06.13 / 13:20
Sayın Ferzan Curun sizi tebrik ediyorum, dikkate alınması gereken bir yazı!
(Oyunuz alınmıştır!) 0 0