Köşe Yazısı Detay

Türkiye Boşanıyor

Tuğçe Zeynep Abalı / Sosyolog

Evlilik: karşı cinsten iki yetişkinin yasal olarak karşılıklı hak ve sorumluluk yüklenmesidir. Tabi bu en basit manada evliliğin tanımıdır, gerçekte evlilik kararını çok farklı etkenler tetikler. Geliri düşük aileler için evlilik daha çok duygusal bağ kurma amacıyla yapılırken; gelir durumu oldukça yüksek ailelerde toplumsal statünün devamı, çocuk sahibi olmak gibi amaçlar daha ön plandadır.

Evlilik toplumumuzda aile kurmanın ve çocuk sahibi olmanın en meşru yolu kabul edilmektedir. Çocukluktan itibaren öğrendiğimiz üzere aile, toplumun en küçük yapı taşıdır. Aileye verilen önem hala çok fazlayken boşanma oranlarındaki artış bugün dikkat çeken boyutlara ulaşmıştır. Öyle ki evlenmelerde 2012 yılında %1,9 artış olurken; boşanmalarda %2,7 artış olmuştur (TUİK). Bugün boşanma başlı başına bir problem değilse de giderek daha fazla çiftin ya da ebeveynin boşanma kararı alması toplum açısından ciddi bir problemdir. Boşanmanın sebeplerini daha iyi anlayabilmek için evlilik yaşı, kararı, süreci, süresi, ailelerin rolü gibi birçok etkenin yıllar içinde ne yönde değiştiğini anlamak önemlidir. Toplumun temeli ailedir diyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı araştırma verilerinden faydalanarak bu etkenlere bakmakta yarar var.

Evlilik yaşı yıllar içinde değişmiştir. Sanılanın aksine 1900’lü yıllarda kırda kadınlar için evlenme yaşı 18-24 arası iken kentte kadınlar için evlenme yaşı daha çok 15-20 arasında değişmekteydi. Bu durumun kırda insan iş gücüne olan talepten ve kentte yaşamın zorluklarından kaynaklandığını söylenebilir. “50’li yıllardan itibaren 18 yaşından önce evlenen kadın oranı (%60) 2000’li yıllara doğru düşmüştür (%7,6). “ Erkeklere oranla kadınlar daha küçük yaşlarda evlenmektedirler. “Erkeklerin %55’i, kadınların yüzde 58,8’i,  18-24 yaş aralığında evlenmektedir.” Eğitim seviyesi ve ekonomik statü arttıkça evlenme yaşında da bir artış söz konusudur. Bu durum da lisans eğitiminin 24’lü yaşlarda tamamlanıp, iş bulma ve ekonomik statü elde etmenin uzun yıllar almasıyla açıklanabilir.

Eş ile tanışma şekline bakıldığında eğitim seviyesi ve ekonomik statü yükseldikçe eş ile üniversite, kurs ya da işyerinde tanışma oranları artmakta; eğitim seviyesi ve ekonomik statü azaldıkça eş ile aile, akraba ya da mahalle çevresinde tanışma oranları artmaktadır. Araştırmaya katılanların %41’i ilk eşi ile aile, akraba ve çevresinde tanıştığını, %39,6’ sı komşu ve mahalle çevresinde, %7,4’ü arkadaş çevresinde tanıştığını belirtmiştir. Eş ile internette tanışma oranları ise oldukça düşüktür.

Evlilik kararı konusunda ise kırsal kesimde ailenin evlilik sürecine etkisinin daha çok olduğu da aynı araştırmada tespit edilmiştir. Şimdiye kadar olan evliliklerin yüzde 82,9’u evlenecek kişinin kararı ve ailenin rızası ile gerçekleşmiştir. Görücü usulü evlenme, kaçma- kaçırılma sonucu evlenme ya da berdel gibi evlilik türleri ve başlık parası geleneği de kırsal kesimde daha fazla olmak üzere hala varlığını devam ettirmektedir. Günümüzde artık kendi kararı ile eşini seçme eğilimi artmaktadır. Akraba evliliği ise hala ciddi oranlarda devam etmektedir.  “Yaklaşık olarak evli her dört kişiden birinin eşi ile arasında akrabalık bağı da bulunmaktadır.” 18-24 yaş aralığında evlenenlerde akraba evliliği daha fazladır. Akraba evliliklerinde bir hiyerarşinin varlığı da bilinmektedir. Buna göre öncelik sırasıyla amca çocukları, dayı çocukları, hala ve teyze çocuklarındadır.

Nikâh türünün de boşanmaya etkisi tartışılmazdır. Cumhuriyet öncesi ve hemen sonrası dönemde dini nikâhla evli olanların sayısını tespit etmek pek olanaklı değilken, boşanmalar resmi kayıtlara zaten yeterince yansımıyordu. Araştırmada “evli bireylerin %93,7 hem resmi hem de dini nikâh yaptıkları tespit edilmiştir.” Sadece dini nikâhla ya da sadece resmi nikâhla evli olanların oranı %3’tür. Günümüzde eğilim her iki nikâh türünü de bir arada kullanmaktır.

Türkiye’de yapılan evlenme sayılarına bakıldığında “yüzde 95,4’ün bir defa evlendiği görülmektedir.” Boşanma eğilimleri artarken tekrar evlenilmemesi ilginç bir olgudur. İkinci evliliğin en yüksek olduğu grup eğitim düzeyinin en az olduğu gruptur. Bu bilgiden de çaresizlik ve ekonomik özgürlüğün olmamasının insanları yeniden evlenmeye mecbur bıraktığı çıkarılabilir. Araştırmanın ilgi çeken bir bulgusu da evlilik deneyimi sayısı arttıkça evliliğin devam etme oranının düşmesidir.

Boşanma sebepleri araştırmaya şöyle yansımıştır: “Türkiye genelinde en yüksek orana sahip boşanma nedeninin %27,3 ile sorumsuz ve ilgisiz davranma olduğu görülmektedir.” Bunu “%12,0 ile evin ekonomik olarak geçimini sağlayamama, %11,7 ile aldatma, dayak/kötü muamele %11,4, içki ve kumar %8,8” ile takip etmektedir.” Kentte dayak yüzünden boşanma oranı daha yüksektir. Bu da kentteki kadınların daha fazla sosyal desteğe sahip olabileceğini göstermektedir. “Aile içi cinsel taciz kente kıyasla (%0,7) kırsal kesimde daha önemli bir sorundur (%1,2).” Düşük ekonomik düzeyde sorumsuz davranma ve evin geçimini sağlayamama sonrasında dayak ve kötü muamele boşanmada daha önemli faktörlerken; yüksek ekonomik düzeyde sorumsuz ve ilgisiz davranma sonrasında aldatma gelmektedir.

Evlenme yaş aralıkları yıllar içinde değişse de boşanma sebepleri genelde aynı kalmıştır ve bu sebepler ile eğitim, yaş, sosyoekonomik durum arasında bir bağlantı olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Akraba evliliğinin ya da berdel gibi evliliklerin azalması ve kadınların hayatlarını idame ettirtebilme güçlerinin artması, iş hayatında aktif rol oynayabilmeleri kadınların evlilikteki sıkıntılara daha az tahammül etmelerini beraberinde getirmiştir. Eskiye oranla boşanmaların artmasında, en azından büyük şehirlerde “dul” algısının değişmesinin de çiftleri etkilediği görüşündeyim. Nikâh türü de gerçek boşanma oranlarının ortaya çıkmasında bir diğer etkendir. Sonuçta imam nikâhlı çiftler ne evlilik ne de boşanma kayıtlarına yansımıyorlardı. Son olarak da geniş aile sisteminden çekirdek aile düzenine geçiş; büyüklerin maddi manevi desteklerinin azalması da boşanmalar üzerinde etkilidir.

Ailelerin dağılması toplumsal temelin dağılması gibi yansıtılsa da sonuçta sağlıksız bir aileyi sürdürmektense sağlıklı bir boşanma daha hayırlıdır. Bu hususta bocaladığımız nokta henüz sağlıklı boşanmayı tam manasıyla çözemediğimizdendir. Ebeveynler boşandığında karı koca rollerini bitirirken bazen anne ya da baba olma sorumluluklarını da bitirebiliyorlar. Önümüzdeki on yıl içinde bu bocalamanın da biteceğini umuyorum.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir