Köşe Yazısı Detay

Stres ve Başa Çıkma

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

Stresi içsel ve dışsal taleplerin omzumuza büyük bir yük bindirdiğini ve bu yüklerin başa çıkma kapasitemizi aştığını hissettiğimizde hissederiz. Stres hem fizyolojik hem de psikolojik açıdan son derece yıpratıcıdır. Stresin nedenleri hakkındaki araştırmalar incelendiğinde önceleri, onun bizim dışımızda, dışarıdan başımıza gelenler tarafından yaratılan bir kavram olarak ele alındığı görülmektedir. Önceliklebüyük yaşam olaylarının etkileri incelenmiştir. Eşin ölümü, hapse girme, işten çıkarılma gibi büyük olayların, travmaların stres yaratacağı düşünülmüştür. Ardından günlük sıkıntıların da –eşyalarını kaybetme, komşuyla tartışma gibi-olayların da stres yaratıcı olduğu vurgulanmıştır.

Kuşkusuz büyük yaşam olayları, bireysel ve toplumsal travmalar ya da günlük yaşamımızda bizi sıkan olaylar stres vericidir ve zaten araştırmacılar tarafından da stres verici oldukları gösterilmiştir.Diğer yandan bu bakış açısında eksik olan bireysel ayrılıkları açıklayamamasıdır. Diğer bir ifadeyle temel soru şudur: Neden bazı insanlar aynı olaydan derinden etkilenirken bazıları başa çıkabilir?

Bu sorunun cevabı insanların stresle başa çıkma konusundaki farklıklarından kaynaklanır. Bu süreçte yapıcı ya da yıkıcı başa çıkabiliriz. Lazarus ve arkadaşları tarafından önerilen transaksiyonel modele göre hiçbir olay başlı başına stres verici değildir. Onu stres verici olmasına ya da olmamasına yol açan bizim değerlendirmelerimizdir. Kişi stres verici bir durum yaşadığında önce onu tanımlar ve sonra başa çıkma konusundaki kaynaklarını değerlendirir. Bu noktada iki tür başa çıkma stratejisi kullanabilir: problem odaklı ve duygu odaklı. Problem odaklı strateji çözüme yönelik alternatiflerin ortaya konması, duygu odaklı ise kaçınma, hayal kurma gibi stratejileri içerir. Çoğunlukla özellikle kontrol edebileceğimiz durumlarda problem odaklı stratejileri seçmek daha yararlıdır.

Stresle başa çıkma konusundaki başka bir faktör ise dirençli kişiliktir. Bu kişilik özelliğine sahip olan insanlar stresin ve acının var oluşun bir özelliği, yaşamın bir parçası olduğunu düşünüler. Yaşamın anlamlı olduğu, geleceğimizi kendimizin seçeceğine inanırlar. Genellikle başlarına gelen olayları büyütmek yerine onlara meydan okumayı tercih ederler. Araştırmacılar bu kişilik özelliğinin stresin sağlık ve başarı konusundaki olumsuz özelliklerine karşı tampon görevini gördüğünü ortaya koymaktadır.

İyimserlik bu konudaki önemli başka bir faktördür. Genel olarak iyi şeylerin olacağına inanmaya ve beklemeye yol açan bir kişilik özelliğidir. Bu beklenti olumlu duyguların ortaya çıkmasına yol açar. Ayrıca iyimser insanlarla ilgili daha az psikolojik belirti, daha yüksek yaşam doyumu, daha yüksek akademik ve iş başarısı, daha mutlu bir aile yaşantısı gibi bir çok olumlu sonuç bulunmuştur. Önceleri iyimserliğin kalıcı bir kişilik özelliği olduğu düşünülüyordu. Ancak Seligman tarafından ortaya konmuş olan öğrenilmiş iyimserlik kavramıyla beraber aslında iyimserliğin başımıza gelen olaylara ilişkin açıklamalarla ilgili olduğu ortaya konmuştur. O halde açıklamalarımızı değiştirmek mümkündür.

Ruminasyon ise stresle yıkıcı bir biçimde başa çıkma sratejisidir.  Ruminasyon kalıcı, yineleyen kendine odaklanmadır. Kişi olumsuz durumu, problemlerini ve kendini analiz ederek çok zaman harcar. Kişi sadece düşünür ama problemi çözmez. Ruminasyon bir süre sonra kişiyi bir kısır döngüye sokar. Bu kadar olumsuzluğu uzun süre düşünmek, olumsuz duygu durumuna yol açar, bu duygu durumu da düşünce yanlılıklarına, ketlenmeye ve sonuçta streste ve problemlerde artışa yol açar.

Özetlemek gerekirse, stres konusundaki çalışmalar bize başımıza ne geldiğinden ziyade, başımıza geleni nasıl karşıladığımızın önemli olduğunu göstermektedir. İnsancıl varoluşçu bakış açısına göre bizler koşullardan etkileniriz ancak onun kurbanları değilizdir. Aktifiz, büyüme ve gelişme kapasitesine, en önemlisi seçim yapabilme ve sorumluluk alabilme becerine sahibiz. Bu bağlamda stres konusunda onu nasıl karşılayacağımızı, seçebilir, değiştirebilir ve yaşayacağımız duygusal yükü düzenleyebiliriz.

*Curun, F. (2013). Stres ve Çatışma. L. Bilgin ve A. Özdemir (Ed). Davranış Bilimleri. Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi Yayınları

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir