Köşe Yazısı Detay

Arabuluculuk

Fahriye Arıcı / Psikolog

Arabuluculuk (Mediasyon), geçtiğimiz aylarda Arabuluculuk kanun tasarısının da yasalaşmasıyla ve Arabulucuların 2014 yılı itibariyle göreve başlayacakları düşünüldüğünde,  hem hukuk alanında, hem de gündelik hayatımızda epey gündemimizde yer alacağa benziyor. Öyle ki, avukatlık mesleğinde beş yıllık tecrübesini edinmiş ve ardından Arabuluculuk eğitimini tamamlayan avukatlar, Arabulucu olarak görevlerini icra etmeye başlayacaklar. Kuşkusuz, Arabuluculuk geniş kapsamı itibariyle bu yazıda derinlemesine incelenemeyecek olsa da, tam olarak neyi ifade ettiği ve hangi alanlarda uygulandığı konuları üzerinde bir başlangıç yapmak, bu kavramı daha yakından ele alıp, anlaşılır kılmak amacını taşımaktadır.

Arabulucu, ilk etapta, tarafların ne tür bir desteğe ihtiyaçları olduğunu ve çatışma konusunda fayda sağlayabileceği bilgisini taraflardan edinir. Elde edilen biligiler ışığında, taraflara direk müdahalelerde bulunmadan aktif dinlemeyi gerçekleştirip, doğru anlarda doğru sorular sorarak ve özetlemeler yaparak, -ısrarcı olmayan bir üslupla- bilinçli tercihler yapmalarına olanak tanıyarak, sonucun sorumluluğunu taraflara bırakır. Bir başka ifadeyle, Arabulucular tarafların aldıkları kararı destekleme yönünde bir tavır sergilemek durumundadırlar.

Arabulucular, kendilerine başvurmuş “gönüllü” tarafların problemlerini objektif  kriterleri esas alarak, açık, güvenilir bir tavırla, tarafların birbirlerinin ihtiyaçlarının farkına varmasına ve kendi sorunlarına kendi çözümlerini üreterek,  kendilerini memnun edecek sonuca ulaştırma konusunda yardımcı olurlar. Dönüşümsel Çatışma Yaklaşımına göre, Arabuluculuktaki en önemli iki dinamik etki, güçlendirme ve tanıma. Güçlendirme, kişilerin kendi değerlerini, potansiyellerini, gündelik sorunları ele alış tarzlarını kapsıyor. Tanıma ise, bireylerin, diğelerinin bakış açılarına ilişkin kabul, anlayış ve empatisini ifade ediyor. Arabulucular, bu iki noktadan hareketle, kişilerin anlaşmazlıklarını çözüme kavuştururken, farklı fikir ve isteklerle yaşayabilme ihtimalinin, saygılı, birbirini etkin dinleyenlerin bulunduğu bir ortamda mümkün olabildiği bilincinin yeşermesine de katkıda bulunuyorlar. Kişiler eşit söz hakkı alarak, birbirlerininin incinebileceği noktalara tanıklık ederek,  kırıcılıktan ve zarar verici her durumdan uzak bir dil ve tavır sayesinde, kendi dar alanlarının dışına çıkma şansına erişerek alternatif çözüm yollarını keşfedebiliyorlar.

Arabuluculuk, 1960’lı yıllardan itibaren ilk etapta daha çok iş odaklı anlaşmazlıklarda çatışma çözme yöntemi olarak kullanılmaya başlanmış olsa da, bugün pek çok farklı alanda (boşanma, çevre, okullar, konut, kurumsal, hapishaneler, hastaneler…) uygulanıyor. Çoğulcu bir yaklaşımı içeren Arabuluculuk, esas olarak negatif ve yıpratıcı bir ilişkiden, pozitif ve onarıcı bir ilişki geliştirilmesine katkıda bulunuyor. Arabulucular sadece mahkeme içinde değil, mahkeme dışında da bu hizmeti veren kurumlarda görev alabiliyor. Özünde gönüllülük ilkesinin yattığı Arabuluculuk faaliyeti, mahkemede alınan kararlarla yönlendirilecek olan tarafların problemlerinin çözümünde nasıl bir gidişat yaratacağına önümüzdeki yıllarda hep birlikte tanık olacağız. Arabuluculuk, yakından incelendiğinde dikkati çeken en önemli hususlardan biri de psikolojiyle olan bağlantısı. Öyle ki, Arabululukta, psikolojik danışmanlıkta kullanılan tekniklerin uygulanması, özellikle psikoloji alanında çalışan kesime bazı açılardan son derece tanıdık gelebilir. Bu noktada, Arabuluculuğun, hukuk ve psikoloji arasında kurulan bir bağ olduğu özelliği dikkate alındığında, içeriği ve yaklaşımı daha anlaşılır bir hal alacaktır.

*Robert A. Baruch Bush & Joseph P. Folger, “Arabuluculuk ve Getirileri Dönüşümsel Çatışma Yaklaşımı”, Nobel Akademik Yayıncılık.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir
Haluk Ergeni 26.08.13 / 21:07
Hukukta arabuluculuğun psikolojiyle bağlantısı göz ardı edilemez fakat bununla ilgili çıkan yasada neden psikologların hiçbir görevi yok yada varda ben mi bilmiyorum ?
(Oyunuz alınmıştır!) 0 0