Köşe Yazısı Detay

Batı'nın Yeni Taktiği: Heavy Metal!

Ezgi Küllük / Sosyolog

Batı insanı, bitmek tükenmek bilmeyen ihtiyaçlarını yıllarca sömürgelerle doyurmaya çalıştı. Fakat günümüzde, tükenmekte olan dünya malının paylaşımı, gün geçtikçe daha zor hale gelmektedir. Sınırlı olan bu kaynakları silah zoruyla elde tutmak, hem maliyetli hem de "öteki" tarafından nefretle karşılanmaktadır.  Üstelik çıkarlar için dünyayı kandırmak eskisi kadar kolay da değildir.  Oysa sömürge toplumlarının sosyo-kültürel araçlarla elde tutulması daha az maliyetli ve üstelik rakiplerinin dikkatini de çekmemektedir. Bahsettiğim bu sosyo-kültürel araçlar, temelde amacı sömürgecilik olmayan kültürel öğelerin biçiminin, amacının değiştirilerek siyasal, sosyal, ekonomik çıkarlar için kullanılmasına işaret etmektedir. Pek çok kültürel öğe bu amaç için kullanılabilir tabii. Fakat benim bu öğeler arasında ele alacağım öğe, bir müzik türü olarak Heavy Metal.

Burada, bir müzik türünün amacının sömürgeciliğe hizmet etmek olduğunu iddia etmek tabii ki acımasız ve saçma olurdu. Fakat sömürgeciliğin Batı uygarlığının var olma sebeplerinden biri olduğu düşünülürse, bu uygarlığın ürettiği her kültürel öğenin gerektiğinde kendi çıkarları için yine kendisine hizmet etmeye zorunlu olduğu gerçeğini kabullenmemiz gerekiyor. Bu hizmet, bu müziği yapanlarca değil fakat pazarlayanlar tarafından fark edilmiştir. Daha sonra ise çok geçmeden siyasetçilerin de ilgisini çekmiş, bilinçli olarak desteklenmiş, yönlendirilmiş ve pazarlanmıştır.

Heavy Metal doğduğunda popüler kültürün içinde değildi. Aslına bakarsanız yeraltından hiç çıkmak da istemedi. Çıktığı anda ise " parental advisory explicit content" * etiketleri ile tekrar yeraltına indirildi. Peki, yasak ve zararlı olanın onu yasaklayanlarca uyarı etiketi şartı ile müzik dükkanlarında satılması, dolayısıyla yasak kabul edilmemesi çelişkisinin altında ne vardı? Özgürlük mü? Sömürgecilik mi? İşin en ilginç tarafı ise " parental advisory explicit content" etiketi ile piyasaya sürülen bu albümlerin dünyanın diğer ülkelerinde bu şekilde pazarlanmamasıdır.

Müziği duyguların dışavurumunun bir yolu olarak düşündüğümüzde, heavy metal'in ortaya çıkışındaki sosyolojik ve psikolojik şartlar Türkiye'de görülmedi. Aslına bakarsak Batı'daki metal kültürünün karşılığı bizde sokaklardaki "tinerci çocuklar"dı. Batı'da alt tabakanın çocukları bir alt kültür olarak metal müziğini oluştururken, Türkiye'de 80'li yıllarda heavy metal, Batılılaşma sürecini yaşayan orta-üst sınıfa mensup bir kısım memnuniyetsiz çocukların müziğiydi. Çünkü bu "aykırı müzik" ancak Batı kültürü ile yetiştirilmeye çalışan çocukların endişelerini dillendirebilirdi.

Heavy metal anavatanından çıkıp küresel dünyaya yayılmaya başladığı anda, onun Batı'nın sömürge faaliyetleri etkisindeki coğrafyadaki takipçileri,  metal müziği uzunca bir zaman "gürültülü ve ciddiyetsiz" bir müzik türü olarak algılamıştır. Metal müziğe bazı siyasi-dini gruplarca getirilen en yoğun eleştiri, onun şeytani tarzına ilişkindi.  Bu müzik, armonik olarak hüzünlü (minör) fakat saldırgan seslerden oluşuyordu. Blues gamındaki beşli bemol ya da eksilmiş beşli denen diminished fifth- triton** barok döneminde Avrupa'da "şeytanın müziği" olarak telaffuz ediliyordu. Ortaçağ'da şeytanı çağırmak için kullanılan bu ses, Black Sabbath'ın distortion*** lı gitarlarıyla yeni bir kimlik kazandı. Köklerden gelen "şeytani tarz" metalcilerin yumuşak, utangaç ve şirin olmasını yasaklar.

Heavy metal, 80'li yılların Amerikan Rüyası'nın yeni taşıyıcısıydı. Kafası karışık Balkanlar'dan işgal edilmiş Ortadoğu'ya, nükleer İran'dan, korkutucu ekonomi Çin ve "çabuk toparlayan" Rusya'ya kadar dünyanın her köşesinde metal yükselişe geçmişti. Değişimin ve gelişimin sancılarını ifade edecek araçlardan biri ise müzikti. Müzik keyif veren, güçlü bir heyecan yaratan, mutluluk veren, diğer bir yandan da bireylerin kendilerini ifade edişlerini ve dışavurumlarını sağlayan bir araçtır. Eğer değişimin getirdiği sancılar olumsuzlanacaksa, bunu en keyifli biçimde gerçekleştirecek araç metal müzikti.

Örneğin, sömürgeciliğin Ortadoğu'nun kalbindeki Batı üssü Dubai'de 2004 yılında düzenlenmiş olan Desert Rock Festival'de, yalıtılmış ülkelerin "nefes almaları" ve Batı kültürünü en gösterişli haliyle izlemeleri için çok yakında, en ulaşılabilir vitrin görevini başarıyla yerine getiriyordu. Kadınların araba kullanmalarının dahi sorgulandığı, şeriatın en sert kurallarının uygulandığı Arap ülkeleri, konserde Megadeth'in "This Was My Life" ını dinliyordu.  "Now there's motives for the suspect, now there's nothing left to say, now there's method to the madness, now there's society to pay, in our life there's if, in our beliefs there's lie, in our business there's sin, in our bodies there's die" (Artık şüphelenmek için nedenler var, artık söylenecek hiçbir şey kalmadı, artık deliliğe yöntemler var, artık ödemek için toplum var, hayatımızda eğerler, inançlarımızda yalan, işimizde günah, vücutlarımızda ölüm var) 

Heavy metal, doğası itibariyle yaşamın acımasız ve karanlık yüzünü en cesur dile getiren müzik türüdür. Şarkı sözlerinde mevcut düzene ve tekdüze bireysel kimliklere karşı çıkan thrash metal, Soğuk Savaş dönemindeki gerilimlerden ırkçılığa, çevre felaketlerinden insanın birbirine ve doğaya karşı yok edici tutumuna kadar her ciddi konuda bir şarkı sözü yazmayı kendine görev edindi.

Örneğin Metallica, And Justice For All (Ve herkes için adalet) şarkısı ile adalet sistemini yerden yere vuruyordu: "Halls of Justice Painted Gren, Money Talking, Power Wolves Beset Your Door... I Can't Believe the Things You Say, I Can't Believe the Price You Pay, Nothing Can Save You, Justice Is Lost, Justice Is Raped, Justice Is Gone, Pulling Your Strings, Justice Is Done, Seeking No Truth, Winning Is All, Find It So Grim, So True, So Real..." (Adliye koridorları yeşile boyalı, Para konuşuyor, İnanamıyorum söylediğin şeylere, İnanamıyorum ödediğin bedele, Hiçbir şey kurtaramaz seni, Adalet kayıp, Irzına geçilmiş, Adalet yok oldu, Çektiklerinde ipini, Adalet yerini buluyor, Gerçek aranmıyor, Önemli olan kazanmak, Bunu acımasızca bulsan da, Çok açık, Çok gerçek...)

Thrash Metal'in ilk örneklerinden S.O.D., 1985 yılında aynı adı taşıyan ünlü albüm ve şarkısı "Speak English or Die" ile aslında düşüncelerini açıkça ifade ediyordu. O yıllarda dinleyiciler kafalarını sallar ve kendinden geçerken bu sözler damarlarına eroin gibi işlemişti: "You always make us wait, You're the one's we hate, You can't communicate, Speak English or die" (Bizi hep bekletiyorsunuz, Siz bizim nefret ettiklerimizdensiniz, İletişim kuramıyorsunuz, İngilizce konuş ya da öl) Yine Ermeni grup System of A Down konserlerinde Ermeni diasporasının propagandasını yapıyor ve bizlere en ağır hakaretleri ediyordu.

Yine ünlü metal gruplarından Manowar'ın "Kings of Metal" albümünün kapak fotoğrafında, kaslı kuvvetli bir adamın dünyanın güçlü ülkelerinin bayraklarını kılıcı ile parçalarken görüyoruz. Bu albüm kapağı ezilen Doğu toplumlarının öyle hoşuna gitti ki müziğin çıktığı kültürü bile unuttular.

Sonuç olarak, Heavy metal söylem açısından sert fakat eylem açısından etkisizleştirici bir müzik türüdür. Heavy metal Batı'ya hizmet görevini başarıyla yerine getirdi ve ezdiği halkların öfkesini yine kendi yöntemiyle etkisizleştirdi.

*cd,dvd ve kasetlerin üzerinde, bir tür denetleme mekanizması tarafından şarkı sözlerinin genel ahlaki kurallara uygun olmaması nedeniyle ebeveyn izni olmadan bu albümlerin alınmaması gerektiğini söyleyen uyarı.

** Siyahların müziği olarak bilinen blues un dışlanmasındaki sebep bu gamın kullanılmasıdır. Dolayısıyla siyahların 60'larda şeytanın müziğini yaptıklarına inanılırdı. Buradaki müzikal mantık şudur: Major (neşeli) nota dizilişleri ile minör (hüzünlü) nota dizilişlerinin yani bu iki duygunun bir arada bulunması 19 yy. Avrupa'sında şeytani bir durum olarak kabul ediliyordu. Bu triton yani blues gamı bir şekilde majorun eksiltilerek minör hale getirilmesi ile yapılmıştı. Yani hem neşeli hem de hüzünlüydü.

*** Elektrogitarda ampliden çıkan sesin daha saldırgan olması için ses bozulur. Bir söylentiye göre bir konser sırasında amplinin yırtılarak çatallı bir ses çıkarması sonucu bulunmuştur.

Ayrıntılı bilgi için bknz. Akpınar, Barış, B Planı: Heavy Metal Ya da Yeni Sömürgeciliğin Vitrinleri, Sosyologca Dergisi, Sayı:2 Temmuz-Aralık 2011

 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir
Oktay Kalkan 13.05.15 / 09:57
Yazanın müzik bilgisi sağlammış...kimdir bu çılgın sosyolog
(Oyunuz alınmıştır!) 0 0