Köşe Yazısı Detay

Kendini Kontrol Edebilmek ve Mutluluk

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

Aristotales “Nikomakhos’a Etik” isimli eserinde kendine hâkim olan insan mutludur der. Ona göre iki aşırılık arasındaki orta noktayı bularak, yani ölçülü olarak erdemli ve mutlu olabiliriz. Benzer bakış açısı ise dinde “nefse hâkim olma” olarak ele alınır ve nefse hâkim olabilmenin erdemli yönü vurgulanır. Varoluşçu filozoflar da özgür irademizle yaptığımız seçimlerin ve bu seçimlerin sorumluluğunu almamızınbizleri bir anlamda yaşamlarımızın efendisi haline getirebileceğini söylerler. Bu temelde birbirinden farklı olan bakış açılarının ortak noktası kendimizi ve dolayısı ile yaşamımızı kontrol edebilmenin olumlu olduğu üzerindedir. Bu bakış açıları bir yana, bir yönü ile de acaba hazcı bakış açısı (bu bakış açısının temel kavramlarından olan anlamlı yaşam anlamına gelen eudomania’yıbelki dışarda tutmalıyız) bizlere hazzın, özellikle bedensel hazların peşinde koşmamız söyleyerek kontrolsüzlüğü yüceltmekte midir? Felsefenin bu önemli sorularına ilişkin tartışmalar belki de hep sürecektir…

Acaba psikolojide bu konuda yapılan ampirik çalışmalar bize ne diyor? RoyBaumeister’ın ve arkadaşlarının birçok deneysel ve korelatif çalışmasına göre benlik kontrolünün birçok olumlu sonucu vardır. Kontrollü olmak, bizlere başarı, ilişkilerde doyum, sağlık gibi birçok alanda avantaj sağlıyor. Kendimizi kontrol edebilmek dürtüsel davranmayıp, uzun vadeli yararlarımıza göre davranmayı, bazı davranışları yapıp, bazı davranışları yapmamayı içeriyor ve oldukça çaba gerektiriyor. Yani, bazen kendi isteklerimizi yenebilmeyi içeriyor. Örneğin, çok sevdiğimiz bir yiyeceği uzun vadede kilo almamak için az yiyebilmek, sarhoş olmadan ölçülü içki içebilmek, derin ve anlamlı ilişkiler kurabilmek için dürtüsel ilişkiler kurmamayı başarmak, başarı için ertelemeden çalışabilmeyi başarmak, sağlıklı olabilmek için düzenli spor yapabilmek, paramızı kontrollü harcamak ve biriktirmek…gibi.

Baumeister ve arkadaşlarına göre benliğimizi kontrol edebilmemiz sahip olduğumuz ve sınırlı olan enerjimize bağlıdır. Bu sınırlı enerjimiz tükenebilir ve bu tükenme dolayısı ise kontrolsüz davranmaya başlayabiliriz. Bu noktada araştırmacılar sınırlı olan bu enerji ile kendimizi daha iyi nasıl kontrol edebiliriz sorusunu sormuşlar ve soruya cevabı kas geliştirme metaforu ile vermişlerdir. Nasıl ki egzersiz yapa yapa kaslarımız giderek güçlenir ve artık daha rahat hareket etmeye başlarız, benliğimiz kontrol etmemiz de böyledir. Kontrol ettikçe giderek daha iyi ve az enerji harcayarak kendimizi kontrol etmeye başlarız.

Bu noktada, belki de kendimizi nasıl kontrol edeceğimiz sorusundan önce kendimize sormamız gereken neyi kontrol etmek istediğimizdir. Yani hangi davranışları yapmak, hangilerini yapmamak istiyoruz, neyi seçmek, neyi seçmemek istiyoruz? Bu sorunun bir cevabı çağlar boyu söylenen “kendini bil” sözü ya da psikolojik terminoloji ile ifade edersek benlik farkındalığıdır. Kim olduğumuza ilişkin bilgimiz arttıkça kendiliğinden kontolümüz de artacaktır. İç sesimizi dinlemek ve duymak kendiliğinden bize yabancı olan, istemediğimiz davranışlardan, etrafımızdakilerin taleplerinden, baskılarından kurtulup gerçekten ne istediğimize odaklanıp, ona göre davranmaya bizi yöneltebilir. Belki de bütün bunları sadakat kavramı ile özetleyebiliriz. Her şeyden önce kendimize sadık olmak, onu aldatmamak hem kontrolümüzü, hem mutluluğumuzu arttırabilir!

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir