Köşe Yazısı Detay

Toplumda Kanser Algısı

Tuğçe Zeynep Abalı / Sosyolog

Çağın en büyük ve yaygın hastalığı diyebileceğimiz kanser, bireye getirdiği sağlık sorunlarının yanı sıra ailesi, çevresi için toplumsal ve psikolojik sebeplerle yaşanacak olan sorunların da toplamıdır.

Sağlık Bakanlığı’nın tanımına göre kanser: “Bir organ veya dokudaki hücrelerin düzensiz olarak bölünüp çoğalmasıyla beliren kötü urlara denir.” Genel anlamda ise kanser vücudumuzun çeşitli bölgelerindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile oluşan 100'den fazla hastalık grubudur.

Son yıllara kadar kanser daha çok alkol ve sigaraya bağlı bir hastalık olarak algılanırken, artık daha fazla kanser çeşidinin bilinmesiyle birlikte kanserin, kadınları hatta çocukları bile tehdit eden bir hastalık olduğu anlaşıldı. Aynı zamanda gerek basından, gerek Sivil Toplum Kuruluşları’ndan edinilen bilgilerle kanserin ne kadar yaygın olduğu tam anlamıyla bilinir olmuştur. Geçmiş yılların aksine insanlar artık yediği yiyecekten, giydiği giyeceğe, kullandığı kap kacaktan, çocuğuna aldığı oyuncağa kadar herhangi bir şeyden bu hastalığı kapabileceğinin farkındadır.

Eskiye oranla kanserin tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu düşünenlerin sayısında artış meydana gelmesine rağmen; son on yıldır insanlardaki korku, panik ve ölüm endişesi de artmaktadır. Bu endişenin bazı olumlu sonuçları da vardır. TUİK verilerine göre tütün ve tütün mamulü kullananların %35,4’ü bu mamulleri bırakmayı denemiştir ve erkeklerde bu mamulleri bırakma oranı daha yüksektir. Tütün mamulleri bırakılırken teknoloji ürünlerinden kaçış yaşanmamakta, özellikle kablosuz internetin (3G vb) telefon, bilgisayar gibi araçlarla yaydığı manyetik etkiler henüz toplumda paniğe sebep olamamıştır. Aksine internet kullanımı yaygınlaşmakta ve evde, işyerinde, okulda kanser riskiyle karşı karşıya kalmaktayız.

Kansere yakalanmamak için sarf edilen çaba artarken, bu hastalıktan muzdarip kişi sayısının da giderek artması insanlarda panik durumuna sebep olmaktadır. Öyle ki kanser teşhisi konan hastanın bakımıyla ilgilenen kişiler veya ailesi anında olağanüstü hal ilan edip, öncelikle kişinin yeme içme düzenini değiştirirler. Besin değeri yüksek gıdalar, özel yiyecekler hazırlanır. Hastanın çevresi içinse ya hastalık duyulmasın diye aile yemin etmişçesine susar ya da hastanın moralini bozacak kişiler ona fazlaca yaklaştırılmaz. Bir taraftan hastanın iyileşeceğine dair yüksek bir inanç varken, bir taraftan da en kötüsü düşünülür. Hastaya destek olmak ona iyi gelecektir fakat üstüne aşırı düşülmesi de kişiye kendisini felaket senaryoları içinde algılamasına sebep olacaktır. İyileşme gösteren hikâyeler ise en büyük moral kaynağıdır.

Kanser hastalığı bu kadar yaygınken birçok kişinin teşhisi son evrede konulmaktadır. Her geçen gün, kanserin biraz daha ciddiye alınması gerektiği anlaşılmaktadır. TUİK verilerine göre 2009 yılında ölenlerin % 20,7’si kanserden ve bu yüzdenin çoğu da (% 24,4)  erkeklerden oluşmaktadır. Kanser hakkında bilincimiz arttığı doğru ama daha yolun başında olduğumuz da bir gerçektir.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir