Köşe Yazısı Detay

Küreselleşmenin Neresindeyiz?

Tuğçe Zeynep Abalı / Sosyolog

Son yıllarda en çok konuşulan konuların başında küreselleşme geliyor. Her sorun, her süreç, her değişiklik mutlaka küreselleşme de referans buluyor. Bende bu konunun önemini yaşayarak anlayan ve olumlu olumsuz yanlarını gören bir dünyalı olarak küreselleşmeye daha yakından bakarak özünü anlamaya çalıştım.

Küreselleşme kavramı çeşitli biçimlerde tanımlanmaktadır. Sözcük anlamı olarak, dünyanın bütünleşmiş bir pazar haline gelmesini ifade etmektedir.

Küreselleşme kuramına göre dayanarak bir tanım yapacak olursak “coğrafyanın toplumsal ve kültürel düzenlemelere dayattığı kısıtlamaların azaldığı, insanların bu azalmayı giderek daha çok fark etmeye başladıkları bir toplumsal süreç” diyebiliriz. (Malcolm Waters)

Dünya döndükçe mutlak bir şekilde var olacağı kesin gibi görünen küreselleşmenin yarattığı üretim ve tüketimdeki dışsallıklar devletleri etkileyen en büyük faktördür. Meydana gelen etkiler siyasal, toplumsal, kültürel, ekonomik gibi çeşitli açılardan pek çok dışsallığa sebep olur. Oluşan dışsallıklar hep olumlu olmayacağı gibi daima olumsuz da değildir. Sağladığı yarar ve hayatı kolaylaştırdığı etkileriyle nefes kadar vazgeçilmez gibi görünse de uğrattığı zarar ve olumsuzluklarla da küreselleşmenin bir çöp kadar değersiz olarak görülmesini sağlamıştır.

Kültürel ve Toplumsal Açıdan Küreselleşme

Toplumsal ve kültürel düzenlemelere dayatılan kısıtlamaların azalması iki tartışmayı beraberinde getirir: Türdeşlikler ve farklılaşma. Dünya küresel bir köy oldu, türdeşlikler her alanda artıyor. Artık tek bir dünya toplumu var o da; küresel toplumdur. Coca colanizasyon ve Mc Donaldlaşma, uluslararası ticaret, bilgi ve iletişim ağlarının sahibi şirketler, teknolojik değişim, bankalar türdeşleşmeye yol açıyor.

Kültürel küreselleşme ile ortaya çıkan kültür, batı kültürüdür. Kısaca, batılı değerlerin dünyada hâkimiyet kurmasıdır. Dünya’da var olan çok sayıda farklı kültür, batının tüketim anlayışının ve yaşam biçiminin,  kendileri için bir tehdit mi yoksa fırsat mı olduğunu ülke çıkarlarına göre değiştirebilmektedirler. Liberal bir perspektiften bakıldığında kültürel küreselleşme, dünyada barış ve huzurun sağlanmasına katkıda bulunabilecek iken; milliyetçi-muhafazakâr perspektiften bakıldığında kültürel küreselleşme, ulusal kültürlerin yok olması anlamına gelmektedir.

Dünyanın bir ucundan diğer bir ucuna elektronik posta gönderme, kredi kartlarıyla birçok ülkede alışveriş yapabilme, her ülkede aynı spor ayakkabılardan bulup, Mc Donald’s hamburgerleri yiyebilmek, Coca Cola reklamlarını izleyebilmek, toplumların küreselleşmenin etkisiyle melezleştiğinin göstergesidir. Toplumların bu şekilde etkileşim içine girmesinde kuşkusuz medyanın da rolü vardır. Medya eliyle küreselleşmenin ortaya koyduğu enformasyon ağı sayesinde dünyanın herhangi bir yerindeki olaydan anında haberdar olabiliyoruz.

Teknolojinin küreselleşmesine değinecek olursak, kuşkusuz hayatımızın her anında yaşamımızı kolaylaştırmaktadır. İnternet, televizyon, cep telefonları bilgiye rahat ve hızlı ulaşmamızı sağlayarak hayatımızın kolaylaşmasını sağlamışlardır. İnsanlar teknoloji sayesinde aynı mekânı olmasa da aynı zamanı paylaşıyorlar. Paylaşılan kitle kültürü ise küresel düşünüp, yerel hareket etmemize neden oluyor. Dünya çapında etkin markalarda bunun farkında. Örneğin Ramazan Ayı’ndaki reklamlarda Coca Cola’nın iftar sofrasında yer alması dikkate değer. Bir başka örnek olarak da Nike’ın ürünlerinin satışa sunulduğu ülkelerdeki reklamlarında o ülkenin tanınmış ve başarılı sporcuları boy göstermektedir. Ayrıca turizm alanından da örnek verilebilir. Kentlerdeki oteller, kongre, toplantı salonları, lokantalar vs küresel kültüre göre dekore edilerek ortak bir beğeni anlayışına sunulmaktadır.

Gelişimin daha çok olduğu şehirler göçler sebebiyle giderek kalabalıklaşmaya başladı. Bu, çoklu toplumlar arası meydana gelen farklılaşma ve türdeşleşmenin önünü açtı. Yani bir yandan iş adamları, yönetici elit kentin banliyöleşen kesiminde yaşarken diğer yandan göçle gelmiş olan, alt sınıf insanlar kentin gecekondu kesimlerinde yaşar oldu. Şehir kuşaklara ayrıldı. Artık bir şehir yeterli büyüklüğe ulaştığında kendi ülke şehirleriyle değil dış ülkelerdeki dengi şehirlerle iletişimde oluyor.

Küreselleşmenin ortaya çıkardığı önemli tehditlerden birisi de nitelik ve niceliksel olarak çevre sorunlarını arttırmasıdır. Sanayileşmenin çevreye verdiği zarar, genel olarak üretim ve tüketim faaliyetlerinin ortaya çıkardığı negatif dışsallıklardan kaynaklanmaktadır. Dünyada, bir taraftan rekabetin her geçen gün inanılmaz bir şekilde kızışması diğer taraftan da dünya nüfusunun hızla artması ile beraber küresel boyuttaki çevre sorunları giderek artmakta ve ekolojik denge bozulmaktadır.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir