Köşe Yazısı Detay

Tükenmek

Tuğçe Zeynep Abalı / Sosyolog

Bir zamanlar tüketim alışkanlıkları yaşadığın alanda bulabildiklerinle sınırlıydı ve moda denen olguyla henüz tanışmamıştık.

Farklı ülkelerde yetişen meyve ve sebzeler bilinmediği gibi günlük tüketim pratikleri de pek bilinmezdi. Artık ülkeler küreselleşme zincirine eklenmeye başladı ve dünya büyük bir küresel köye dönüştü. Böylece büyük, küresel bir pazar oluştu. Önceden ihtiyaç olmayan ihtiyaca dönüştü; bilinmeyen modaya uyulmaya başlandı.

Biz de ülke olarak 60’lı yıllarda bu pazarda yerimizi aldık. Öncesinde ise farklı kıtayı geçelim, farklı yörelerin ürünleri bile ülkeye tam manasıyla dağılmazdı. Günümüzde her lezzeti tadar olduk. Hatta öyle bir pazar gelişti ki yöresel ürünler evde yapılmaz oldu. Her şeyin hazırını kullanıyoruz. Evde yapılan yufka, tarhana, mantılar hepsinin hazırı var. İki yıl önce bir markette gördüğüm salata sosu da bugün artık beni şaşırtmıyor. Salataya sos yapmayacak kadar tembel ya da vakti dar insanlar yaptı bizi bu pazar.

Bu durum bir bakıma istediğimizi kolayca elde edip tüketmeyi sağlıyor. Özellikle çalışan kadınlar için mutfakta geçirilen süreyi kısalttığından hoşa giden bir durum. Fakat bunun yanında gıda maddelerinin böylesi yapay olması ve uzun süre dayanmaları için içlerine katılan katkı maddelerini de bir daha düşünmek lazım.

Evet, gıda maddeleri 60’lı yıllara oranla çok hızlı bozuluyor. Biz de çok hızlı tüketiyoruz. Bunun kanıtı olarak zor hatırladığım tel dolaplar geldi aklıma. Tel dolaplarda saklanan gıdalar için şu an buzdolabı şart. Yetmedi hızlı gıdaya ulaşabilmek için uzun süreli yiyecek saklama ihtiyacımız oldu no-frost buzdolabı, o da yetmedi derin dondurucular girdi evlere.

Dolap demişken bu pazar, sadece mutfağımızı etkilemedi daha nice ihtiyaçlar hâsıl oldu. Ev tasarımları baştan aşağı değişti. El örmesi kilimler halılara, divanlar çekyatlara, karyolalar bazalara dönüştü. Evlerdeki kiler bölümü ve yüklükler kayboldu zamanla. Televizyon temel ihtiyaç oldu, masaüstü bilgisayar geldi peşine internet... Dizüstü bilgisayarı, tablet, akıllı telefon, daha akıllı telefon bunlar hep ihtiyaçtan alındı.

Kıyafetlerimiz çeşitlendi, onlara uygun ayakkabı, bot, çanta, aksesuarlar... Bunları saklamak için yer gerekti. Tek göz odalara sığamaz olduk, salonlar, misafir odaları, oturma odaları, çocuk odaları, çalışma odaları inşa edildi, her odaya bolca priz eklendi, kablolarla donatıldı evler.

Değişmeyen tek şey değişim malum. Evlerimiz ve tükettiklerimiz değişiyor da değişiyor. Daha doğrusu ihtiyaçlarımız değişiyor ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştiriyoruz. Bunu en iyi yaşadığımız evlerin geçirdiği değişimden anlayabiliriz.

Değişim süreklidir. Bu sürekliliği belki medyaya, reklamlara belki de insanların gelişen ekonomi düzenine uyum sağlamasına bağlayabiliriz. Yine de tükettiklerimizin ne kadarına ihtiyaç var?

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir