Köşe Yazısı Detay

Bir Tuhaf Alışkanlıktır Yeni Yıl

Nihal Tokat Kuşhan / İletişimci

Adettendir, bir yeni yıl yazısı yazmak gerekiyordu, ben de öyle yaptım.

İnsanoğlu içten içe koca bir yılda acı tatlı çok şey yaşarken, bir de toplum olarak yaşananlar, geçip gidenler, giden ama geçmeyen, kabuk bağlayıp bekleyenler, ölenler, yitenler, kalıp da bunalanlar, kalıp da zenginleyenler, fakir olmayı kader bilenler, üzülenler, sevinenler var. Bu çeşitlemelerin sonu gelmez…

Bir yıl boyunca sizin içinizde ne savaşlar, ne zaferler oldu, ailenizde, işyerinizde neler yaşandı bilinmez ama toplum olarak, koca dünyada bir ‘insan’ olarak yine pek çok yaşanmışlık kayıt altına alındı, hafızalara kazındı. Bir kere her şeyden önce herkes bir yaş daha yaşlandı. İkincisi, “Seneye görüşürüz,” klişesiyle çoğu kişi yine esprilere doydu. Kırmızının her yere bulaşması, hatıralar, temenniler, umutlar, dualar, astroloji, yılbaşı ağacı, süslemeler, ışıklar, geyikler, geyikli taytlar (!), Noel Baba’ya dair ayrıntılar, hediye paketleri, yılbaşı çekilişleri, kar, tombala, hindi, kuruyemiş, gazlı içecek stoklamak, akşam yemeği organizasyonları, göbek havaları ve kaldığımız yerden devam etmek hayata… Ne oldu bana? Bu kadar uzun cümle de neyin nesi? Neredeyim? Ben kimim? Sen de kimsin?

Tarih tekerrürden ibaret, diye boşuna demiyorlar. Daha biraz önce yaşananlar sizin içinizde, bilincinizde, hatta bilincinizin çok altında bir yerlere saklandı; toplumsal olaylar kayıt altına alındı. İnsanız işte, her sene çıkarıp o çeyizleri yine, yeni, yeniden yaşamak tuhaf aslında değil mi? Tıpkı her yıl 1 Nisan’da şakalar yapmak; doğum günü sürprizlerinde hep şaşırmak, çok şaşırmak; düğünlerde topuz yaptırıp normal hayatta çok güzel biriyken bir anda nasıl bir cisme dönüştüğünüzü kimsenin tanımlayamaması gibi tuhaflıklar işte… Dalga geçmek değil niyetim. Az biraz iyi tarafından bakalım dedim…

Yılın ilk bebeği her sene haberlere konu olurken, ardımızda bıraktığımız yıl içinde pek çok kayıp verdik. Ben çoğumuzun bildiklerini anmak isterim önce ki her kayıp için herkese sabırlar dilemekten başka ne gelir elden? Nejat Uygur, Tomris Oğuzalp, Tekin Akmansoy, Zafer Önen, Tuncel Kurtiz gibi pek çok usta oyuncuyu kaybettik. Savaş Ay, Mehmet Ali Birand gelmez bir daha. Peride Celal’in ya da Turgut Özakman’ın eli kalem tutamaz artık. Savaşlarda ölenler, soğuğa dayanamayıp yitip gidenler, vadesi dolanlar, düşüncesi uğruna mücadele ederken kaybedilenler ya da bilmediği bir şey için ziyan olanlar… Hepsini rahmetle anıyorum.

Tarihe insanlar kadar yapılarıyla da tanıklık eden – Ortaköy’deki Galatasaray Üniversitesi ana binası – eserleri de hor görmemek lazım. Kim bilir sizin evinizde yurdunuzda, içinizde ne yangınlar oldu da söndü. Van’da yaşanan depremin ardı sıra bilemeyiz hangi ocaklar, kaç kere yandı da söndü, hâlihazırda hâlâ tütmekte…

Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi Sonuçları’na göre Türkiye nüfusu 2012 sonu itibarıyla 75.627.384 kişi oldu.

Bombalı saldırılar, savaşlar, açlıkla savaşanlar, suikastler, faili meçhul, akıbeti meçhul cinayetler, yaralanmalar, afetler…

Olimpiyatlarda yarışan ve ilk ampute atlet olarak tarihe geçen Güney Afrikalı Oscar Pistorius, kız arkadaşını öldürmesi ve kalabalıkların kalabalıkları öldürmesi, terörün sevgilisi, silahların sesi, savaşın ahlakı... Var mı?

Gezi olayları, kurbanlar, maşalar, taraflar, ağaçlar, ağaç yaşken eğilenler, kamburu çıkıp bekleyenler, siyasiler, vatandaşlar, politika, kıraathane, kentsel dönüşüm, ruhsal dönüşüm, içi boşaltılanlar, ruhsuzlaştırılanlar, ruh vereyim derken mahvedilenler! Kültürel yozlaşma, cahille hesaplaşma, sivri köşeler, törpüler, çıkıntılar…

Mısır’a darbe, evdeki kadına fiske vurup, çocuğun kucağına çocuk bırakmak, onu bombalarla oyalamak, gerekirse tepesine bomba atmak… Tecavüzler, skandallar, rüşvet, adam kaçırma, aldatma, aldanma, mahpushane, duvarın kireci, çorbanın tuzu ve içsel bulanmalar…

Bir tuhaf alışkanlıktır işte yeni yıl. Geçer gider her şey. Unutulur, unutturulur, hatırlanır, hatırlatılır. Yaşanmışlıklar kalır tarihe! Biz tarihin tozlu sayfalarının bir ucuna bir şekilde tutunurken, gelecek yeni yılda çıkarılmak üzere tüm çeyizler yeniden beklemeye alınır. Yine de umut hep var. Neden olmasın ki! İnsan için her şey. Yeter ki varlığı da, yokluğu da bilelim. Sandıkta sararan çocukluğumuzu arada bir havalandırıp sil baştan başlamayı becerelim.

İyi seneler!

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir
Murat servi 19.12.13 / 11:40
Çok güzel anlatmissiniz
(Oyunuz alınmıştır!) 0 1