Köşe Yazısı Detay

Kadın Beyni

Fahriye Arıcı / Psikolog

Geçtiğimiz yıl Ağustos ayında bir gazetede yayınlanan Meryem Uzerli röportajı, o dönem üzerinde en fazla konuşulan konulardan biri oldu. Bu durumun kuşkusuz birçok nedeni olsa da, büyük ölçüde söyleşideki samimiyet, okuyanlarda kendi fikirlerini beyan etme ihtiyacının doğmasına vesile oldu. Yoğun siyasi gündem akışı içerisinde kaygı veren gelişmeleri ve neredeyse her gün eşleri/sevgilileri tarafından öldürülen, cinsel saldırıya maruz kalan kadınların, eşcinsellerin haberlerini duymadığımız günlerin nadir olduğu bu süreçte, Uzerli’nin yaşadıkları kimilerinde önem sırasında gerilerde yer alması gerektiği kanaatini doğurabildi.(1) Kuşkusuz, sıkıntılı durumları önem derecesine göre kategorize etmenin faydasız ve yok sayıcı taraflarını tartışmak son derece anlamsız. Söyleşinin ardından yapılan yorumlar, kadınların ve erkeklerin kimi açılardan ilişkiye dair birbirinden ne denli uzak ve farklı düşünebildiğini bir kez daha tüm netliği ile ortaya seriyor. Uzerli’nin hemen hemen her cümlesinde geçmişteki ilşkisine atıfta bulunduğu ‘güven’ ve ‘anlaşılmışlık’ vurgusu, birçok kadının ilişki yaşadıkları partnerlerine dönük beklentilerinin de en başında geliyor. Bu yazı, -Uzerli’nin yaşadıklarını yorumlamaktan ziyade-  kadınların davranışları, duygulanım ve tercihlerine işaret eden, ‘anlaşılması imkansız’ türde ön yargı içeren bakış açılarını, bazı hormonal değişimlerin, kadın beyninin yapısını ne yönde değişimlere uğrattığını göz önünde bulundurarak inceleme amacı güdüyor.

Dr. Louann Brizendine, “Kadın Beyni”(2) adlı kitabında, nöropsikiyatri alanında uzun yıllara dayanan mesleki tecrübeleri ve bilimsel çalışmaları ışığında, hormonların kadın beyni üzerinde oynadığı etkiyi anlamamıza büyük ölçüde katkı sağlıyor. Bebeklikten, menapoz ve sonrası döneme kadar uzanan gelişimsel süreç, -şüphesiz çevresel faktörleri göz ardı etmeden- sunulan çeşitli vakalar sayesinde kavranması daha kolay bir hal alıyor. Bilindiği üzere, kadınlar ve erkekler aynı beyin yapısıyla dünyaya gelmiyor. Beyindeki iletişim ve duygusal hafıza merkezinin kadınlarda daha büyük olması itibariyle, iletişim, bağlantı kurma, duygusal hassaslık, sorumluluk gibi değerler öncelikli oluyor. Örneğin, kız bebeklerin, erkek bebeklerin tersine duygusal bağ kurmaya istekli olması, küçük yaşlardan itibaren dikkati çeken bir unsur. Ergenlikle beraber menstrual döngüde iniş çıkış gösteren  östrojen(3) ve projesteron(4) seviyeleri, genç kız beyninde kabul görme-reddedilme gibi hissî konulara hassasiyet göstermesini sağlama almış oluyor. Böylelikle hormonal dalgalanmalarla hem duygusal tepkiler, hem de eleştirel fikirler güçleniyor. Kızlarda östrojen seviyesi ergenlikle birlikte artış gösterdiğinde beyin daha fazla oksitosin(5) ve dopamin(6) üretmeye zorlanıyor ve tüm bunların sonucunda sözel iletişimin yanı sıra sosyal bağlanma ihtiyacı da doğmuş oluyor. Bu durum, ergen kızların tüm günü beraber geçirdikleri kız arkadaşlarıyla eve geldiklerinde  saatlerce telefonda konuşmalarını ve haliyle erkeklerle kurmakta zorlandıkları sözel iletişimi de bir bakıma açıklıyor. Sosyal temas ihtiyaçları karşılanmadığı anda duygusal karmaşalar da kaçınılmaz oluyor. Bir ilişkinin sona ermesi ya da sosyal ortamlardan dışlanma gibi durumlar genç kızlar için son derece tehdit edici bir gerçeklik. Beynin bu gibi durumlarda alarm vermesini Robert Josephs, kadınların özgüveninin diğerleriyle samimi ilişkiler kurabilme yeteneğinden; erkeklerin özgüveninin ise diğerlerinden bağımsız olabilme becerilerinden kaynaklandığı şeklinde açıklıyor. Özetle, kadınların en çekindiği ve gerginlik kaynağı olarak gördüğü konulardan birinin yakın iletişim içerisinde oldukları kişileri ve sosyal desteği yitirme korkusu olduğu sonucuna ulaşılıyor. 

Kadınların başkalarının duygularını kavramada ve değerlendirme konusunda erkeklerden daha önde oldukları bir gerçek, bu duruma ayna nöronların etki edebileceği şeklinde bir açıklama getiriliyor. Duyguların yorumlanması kimi zaman kadınlar için son derece yorucu olabiliyor. Özellikle başkalarının canı yandığında kendilerinin de canı yanmış gibi hissedebiliyorlar, bu çocukluktan itibaren görülen ve yetişkinlikte de daha üst bir seviyede gözlenen bir durum. Londra University College, Nöroloji Enstitüsü’nde yapılan bir araştırmada bir grup kadının ellerine düşük ve yüksek ölçülerde elektrik şoku verip, MRI makinesine yerleştirdiler. Bu işlemin aynısı sevgililerine de uygulandı ve araştırma süresince eşlerinin yüzünü ve de bedenlerini görmedikleri halde yüksek elektrik şokuna maruz kalan sevgililerinin durumunu öğrendiklerinde, kadınların beyinlerinde kendilerine uygulanan şokun ertesinde aydınlanan bölgelerin tekrar aydınlandığı görüldü. Erkeklerde ise benzer beyin reaksiyonlarına rastlanmamış.

Duygular, erkek beyninde daha çok rasyonel düşünceyi canlandırıyor ve bir duyguya dikkat çekebilmek için kadının yüksek sesle kendini ifade etmesine tekabül edecek bir fiilde bulunması gerekiyor. Dolayısıyla kadın ağladığında erkeğin “Ne için ağlıyorsun? Bunda üzülecek ne var?” türünde cümleler kurması şaşırtıcı olmasa gerek. Duygusal ifadeleri çözebilmek, kadınlara kıyasla erkeklerin daha fazla zaman harcaması ile mümkün olduğundan sabırsız ve yok sayan davranışlarda bulunmaları kaçınılmaz oluyor.

Son derece geniş kapsamlı bir konuya kısıtlı bir açıdan yaklaşmış olduğumun farkındayım. Bir başka yazıda bu konuya ek farklı yaklaşımların yanı sıra, Brizendine’nin “Erkek Beyni” adlı kitabını ele almayı hedefliyorum. Yazının başında kadınların ‘güven’ ve ‘anlaşılma’ arayışlarının erkeklerde olmadığına dair yanlış bir algıya sebebiyet vermemesini ve beyin yapısı ile hormonal farklılıkların çevresel faktörlerden bağımsız olmadığının bir kez daha gözden kaçırılmaması gerektiğine dikkat çekmek isterim. Yaşamımızın beyin yapılarımız tarafından nasıl yönetilebildiğini ve kendi gerçekliğimizi, bilimi arka plana atmadan sorgulamaya devam ederek yeni bir yaklaşım tarzı benimseyip, ‘iktidarını’ kaybedeceği korkusuyla karşı tarafı küçümseyen klişe dayatmalardan sıyrılmanın artık zaruri bir hal aldığını kabullenmemiz gerekiyor.

(1)  http://www.haberaj.com/magazin/42122/hakki-bulut50-tane-meryem-uzerli-bulurum-aciklamasi-gundemde.

(2)  Dr. Louann Brizendine, Kadın Beyni, Say Yayınları, 2012

(3) http://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%96strojen

(4) http://tr.wikipedia.org/wiki/Progesteron

(5) http://tr.wikipedia.org/wiki/Oksitosin

(6) http://tr.wikipedia.org/wiki/Dopamin

(7) http://tr.wikipedia.org/wiki/Kortizol

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir