Köşe Yazısı Detay

Evlilik İçi Tecavüz

Fahriye Arıcı / Psikolog

Şiddet olaylarına gerek medyada, gerekse yaşadığımız ortamlarda ne yazık ki sıklıkla tanık olmak durumunda kalıyoruz. Şiddet kültürüyle beslenen toplumlarda, bu durumu aşmaktan ziyade daha çok içselleştirmeye dönük bir tavır sergilendiği muhakkak. Her ne kadar günümüzde şiddetin yıkıcılığı konusunda devlet, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve bir kısım medya yayın organı önlem almaya dönük bilgilendirici mahiyette bir duruş sergilese de, çözüm beklenen kurumların şiddeti bizatihi kendilerinin uygulamaya devam etmesiyle şiddetsiz toplum yaratma ideali, yaşanan ikilemden ötürü pek kolay olmasa gerek. 

Yaşadığımız ülke genelinde bakacak olursak, çok çeşitli şiddet türlerinin yarattığı kaosun tezahürlerinin en görünür olduğu alanlardan biri de, erkeklerin kadınlara yönelik uyguladığı şiddet. Çok geçmişe gitmeden, sadece 2013 Mart ayı verilerine baktığımızda, 14 kadın, 2 erkek ve 1 bebek öldürülmüş,16 kadın ve kız çocuğuna tecavüz edilmiş, 28 kadına cinsel tacizde bulunulmuş, 25 kadın ve kız çocuğu yaralanmış(1). Erkek şiddetinin korkunç boyutları, somut verilerin sıklıkla artması ile her geçen gün kadınlar açısından daha fazla tehdit edici bir hal alıyor. Bu noktada, apaçık verilerin yanı sıra şiddetin ilişki içerisinde çok kolay dillendirilemeyen ya da o şiddeti mazur gösterebilecek farklı uzantıları da yok değil. "Evlilik içi tecavüz" eşler arasında yaşanan ve son yıllarda sözü edilmeye başlanan şiddet olaylarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Kuşkusuz, bu güç durum yasal onaya gereksinim duymadan birlikte yaşamayı tercih etmiş kişileri de kapsıyor. Eş rızası olmadan cinsel ilişkiye maruz bırakılanların genellikle kadınlar olması ve özellikle evlilik içerisinde bu durumun yaşanıyor olması, bu şiddetin örtük biçimde yaşanılmasına sebebiyet vermiş olabilir. Öyle ki, kültürel olarak kadının evlilik içindeki sorumluluklarının bir hayli fazla olması ve legal bir birlikteliğe adım atmış olmanın kabul gördüğü bir çevrede kadının rızasının çok fazla sorgulanmaması, erkeğe her konuda yanıt verme mecburiyeti ve kanunlar açısından da evlilik içi tecavüzün yakın zamana kadar suç sayılmamış olması yaşanan bu cinsel saldırıyı kimilerinin gözünde haklı göstermiş olabilir. 2004 yılında kabul edilen Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 102. Madde'si kapsamında, eşin evlilik içerisinde tecavüze uğradığını şikayet etmesi durumunda -tıpkı evlilik dışında bu duruma maruz bırakılanlar gibi- güç kullanan taraf hapis cezasına çarptırılıyor (2).

Evlilik içi tecavüz her ne kadar kanunlar nezdinde suç sayılsa da, bu duruma maruz kalan kadınların yaşadıkları travmanın etkisini hafifletmiyor. Kuşkusuz bu noktada tecavüze uğrayan kadının yaşadıklarının ne kadar idrakında olduğu da son derece önemli. Toplum tarafından biçilen fedakar, itaatkar eş rolünün daha çok kadınlara atfedilmesi ve kadınların da bunu sorgulamadan, haklarından bihaber yaşamına devam etmesi kendilerine yönelik şiddete gereken tepkiyi verememenin bir başka nedeni olsa gerek. Elbette böylesi durumlarda bir uzmana başvurmak ve gereken yardımı almak elzem, fakat kadının bedeninin hakimiyetinin kendisinde olduğu gerçeği, her iki cins tarafından içtenlikle kabul edilmeyip desteklenmedikçe kadınların duygusal ve fiziksel olarak haksızlığa uğraması 'kader' varsayımına dayandırılmaya devam edecek gibi gözüküyor.
 
Not: Bu yazının yazıldığı esnada Konya Şefkat-Der tarafından yapılan eylem çağrısı oldukça dikkat çekiciydi. Öyle ki eylem, kadın cinayetleri ve kadına yönelik şiddete karşı, 1 Mayıs itibariyle tüm dünya kadınlarını 41 gün süresince ev işi yapmama ve cinsel ilşkiye girmeme yönünde greve davet ediyor. Eylemin gerçekleşmesi durumunda, şüphesiz erkekler açısından son derece tedirgin edici bir durum yaşanacağı aşikar, bunu haberin hemen altındaki okuyucu yorumlarına göz attığınız zaman, grevin erkekler tarafından alaya alınarak çekincelerini nasıl bastırmaya çalıştıklarını görmek de, kadınların gücünün -uygulanan her türlü şiddete rağmen- ne kadar büyük önem arz ettiğini gözler önüne sermesi bakımından oldukça ilginç (3).
(2) Bu konuda ilk mahkumiyet kararı 2007 yılında verilmiş, ayrıntılı bilgi için bkz, http://www.bianet.org/kadin/cevre/99330-ilk-defa-evlilik-ici-tecavuze-mahkumiyet
(3) http://gundem.milliyet.com.tr/cinsel-iliski-grevi-cagrisi-/gundem/gundemdetay/15.04.2013/1694004/default.htm

 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir
serkan erkan 29.04.13 / 11:11
fahriye Hanım elinize sağlık, gerçekten güzel ve güncel bir konuya değinmişsiniz, helede bir bayan olarak akranlarınızı sorunlarına çanak tutmanız takdire şayan bir harekeret, tüm kadınlarımızın (annelerimizi, bacılarımızı) güzel şeyler hak ettiğini düşünerek sizi saygıyla selamlıyorum..
(Oyunuz alınmıştır!) 0 0
yagmurdan 23.04.13 / 23:19
Konya Şefkat-Der tarafından yapılan eylem çağrısı pratiğe dökülebilir mi bilmiyorum, gerçekleşirse de eylem nedeniyle şiddete uğrayabilecek kadın sayısından endişeliyim açıkçası, fakat birileri kendini ateşe atmadan bu düzen değişmeyecek bu da aşikar!
(Oyunuz alınmıştır!) 0 0
Aynur Aksu 23.04.13 / 17:10
Sayın Fahriye Arıcı Yazınızı çok beğendim.Sizin gibi üstadların bu konulara dikkat çekerek yılmadan yazarsa yılmadan okuyacağım.
(Oyunuz alınmıştır!) 0 1
sena 17.04.13 / 21:44
Sn.Arıcı,herkesin yazmaya,konuşmaya,düşünmeye,vb gibi bir çok konuda duyarsızlaştığı ve hemen hemen herşeyi kanıksadığını düşündüğüm konulara yaklaşımınızı çok değerli buluyorum yazılarınızı okumaktan büyük keyif alıyorum
(Oyunuz alınmıştır!) 0 1