Köşe Yazısı Detay

Lavinia

Nihal Tokat Kuşhan / İletişimci

Yalan, Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde, “Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz,” şeklinde açıklanmaktadır. Wikipedia’da ise “Herhangi bir kişi / topluluk veya kuruma, yanıltmak amacı güdülerek yapılan rol veya doğru olmayan herhangi bir ifade,” cümlesiyle özetlenmektedir. Kelime anlamı aslında çok da önemli değil, çünkü açıklama yapmaya gerek olmadan, insanın hoşuna gitmeyen bir olumsuzluğu kendinde barındıran kelimelerdendir yalan kelimesi. Masumu, beyazı, pembesi, işkembesi, abartısı, günahı, iyilik için olanı diye pek çok çeşidi vardır ama açıkçası bana göre yalanın iyisi kötüsü olmaz.

Her insan sanırım yaklaşık dört beş yaşlarından başlayarak hayatının herhangi bir döneminde yalana başvurmuştur. Hayatında yalan söylemeyen yoktur yani. Hepimiz bir şekilde dilimize yalanı değdirmiş, biz söylemediysek de birilerinin yalanlarını konuşmuş ya da onlara inanmışızdır illa ki.

Etik olarak tamamen negatif bir anlam taşımakla birlikte felsefe için de ‘yalan’ kelimesi mantıksal bir bağlamda tartışılmıştır hep. Şarkı sözlerine girmiş, şairlerin diline dolanmış, önermeler yapılmıştır üzerine: Nietzsche, bu paradoksu şöyle dile getirir: “Ancak bilinçli ve istençli olarak yalan söyleyebilenler - ki bunlar, sadece şairlerdir - doğruyu söyleyebilir.”

Evet, şairler, yazarlar, müzisyenler, tiyatrocular, ressamlar yalancıdırlar ama onların yalanlarını etikle ilintilendirmek yanlış olur. Onların mumları değildir yatsıya kadar yanan!

Özdemir Asaf”ın ‘Lavinia’ şiirinde, “Sana gitme demeyeceğim, / Gene de sen bilirsin / Yalanlar istiyorsan, yalanlar söyleyeyim / İncinirsin,” der. Yalanlara gerek kalmadan inciniriz. Biliriz ki yalanla, gerçek arasında sıkışmışızdır. Mutlu olmak için yalan söylenmesini beklemek, ama gerçeği bilip daha derin bir mutsuzluğa gömülmek…

“İnsanoğlu yalancıdır,” deriz çoğu zaman ve “Kişi yalan söylüyorsa önce kendini aldatır,” diye altını çizeriz. Peki, yalan söylemek, “Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz,” ise kişi, doğruyu ve gerçeği bile bile neden kendine yalan söyler ki? Karışık.

Bir de kendi dünyasında inandıklarına ilişkin gerçeğe uyum sağlamaksızın ya da bunun için çabalamaksızın yalan söyleyenler var. Kıskançlık, hırs, kin, öfke, üstün olma çabası vs. İnsan aklıyla hareket etse herhalde bunlar olmazdı.

Belli ki yalan çok derin bir kavram. Şairlerin dilinde, insanların dilinde, çocukların dilinde. İçimizde bitiyor, duygularımızla besleniyor, genellikle gerçeği gölgeliyor ve çoğu zaman kişileri incitiyor… Ve belli ki o nedenle Pinokyo bir masal olsa da insanın içine işliyor.

 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir