Köşe Yazısı Detay

Gezi Sonrası Toplumsal Psikoloji

Nergis Özdinç Azanpa / Uzman Psikolog

Haziran ayı itibari ile Türkiye’deki toplumsal olayların daha bir önem kazandığını gözlemlemekteyim. Önceleri sosyologların, psikologların, siyasetçilerin, reklamcıların araştırma konularından biri olan toplum, insan ve davranışları, gezi olaylarından sonra artık herkesin ilgisini çeker oldu.

Ne zamandır Türkiye’de yaşanan bu toplumsal olaylarla ilgili bir yazı kaleme almak istemiş, nedenini bilmediğim bir sebepten kendimi sürekli erteler durumda bulmuştum, ta ki Ali İsmail Korkmaz’ın davasından gelen bilgilere kadar.

Ali İsmail Korkmaz’ın duruşmasının yapıldığı salondan gelen bilgiler, özellikle de olay yerinde bulunan Esnaf’ın ifadesi ilk dikkatimi çeken şey oldu. Esnaf’ın, sanık polislerden birinin "Korkmaz'ı durdurun" diye talimat verdiğini söylemesi ve esnaf’ın bu talimata uyma davranışı göstermesi.

Bir diğer dikkatimi çeken şey ise, sanık polislerin suçlandıkları davranışları ile ilgili söyledikleri “vurmadım sadece ittim”, “küfür etti” ve benzeri suçluluk duygularını telafi çabaları içeren cümleler kurulması, beni bu yazıyı yazmaya itti.

Şimdi izninizle yukarıda örneklerini verdiğim durumların psikolojik boyutunu teorik bilgi ile destekleyerek analiz etmek istiyorum.

Uzun zamandır yazmak istediğim bu yazıya nereden başlarsam tam anlamıyla anlatmak istediklerimi anlatabilirim diye düşünürken Toplumsal Uyma Davranışından başlamamın yerinde olacağına inandım.

Bu yazıda toplumsal uyma davranışından kastedilen tutum, inanış ve davranış benzerliği olacaktır.

İnsanlar çarpıcı biçimde birbirlerinden farklılık gösterirler. Davranış, tutum, duygu, düşünce ve değerlerimiz neredeyse sınırsız çeşitliliğe sahiptir. Ancak bu büyük çeşitlilikle çelişkili olarak dünyanın bütün insanlarında ortak pek çok özellik de vardır.

Bütünüyle ele alındığında davranışlar farklı olabilir, fakat aynı oyunları oynarız ve aynı ilgi ve sorunlara sahibizdir. Hayatta kalma, beslenme, üreme, aile kurma gibi. Elbette herhangi bir alt kültür içinde benzerlikler biraz daha ağır basma eğilimindedir.

Kuşkusuz, bir kültür içindeki insanların birbirlerine benzer davrandıkları doğrudur. Üstelik bu tür uymanın, yaşama uymada ve yaşamla başa çıkmada yararlı ve gerekli olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir. Böylece insanlar kolayca etkileşebilir, başkalarının yaptıklarına anlamlar verebilir ve aralarında kolayca iletişim kurabilirler. Gezi olaylarında da böyle olmadı mı? İnsanlar uyma davranışları sayesinde içinde bulundukları gruplarla kolayca etkileşime geçebildiler ve yaptıklarına içinde bulundukları alt kültüre göre anlamlar verebildiler.

Literatüre bakıldığında, bir toplumda gördüğümüz ve uyma adını verdiğimiz davranış ve inanış benzerliğinin büyük bölümüyle gereklilik ve öğrenme sonucu olduğunu görüyoruz. Ancak insanların gerekmediği ve ortak öğrenmeye dayanmadığı halde benzer davrandıkları zamanlar da vardır.

İki davranışsal seçenekten birini tercih etmede özgür olan ve bunlardan birine ilişkin kişisel bir tercihi bulunmayan bir kişi genellikle başka insanların tercih ettikleri seçenekte karar kılacaktır yani uyma davranışı gösterecektir. Tıpkı Ali İsmail Korkmaz’ın davasında ifade veren esnaf gibi. Esnaf, olay sırasında kişisel terciği olmadığı için orada bulunan gruba uyma davranışı göstermiştir.

Hadi diyelim ki esnafın davranışı uyma davranışı değil de kişisel davranışsal seçeneklerinden biriydi.  Peki ya sanık polislerin yaptıkları, sanık polisler, davranışsal seçeneklerinden birini tercih etmelerinde özgür değillerdi, meslekleri itibari ile uygulamaları gereken belirli seçenekleri vardı. Peki, işleri gereği önlerinde bulunan, yapmaları gereken seçenekleri değil de neden dövmeyi tercih etiller? Oradaki polisler neden gruba uyma davranışı gösterdiler?

Bu soruyu sadece onlara değil tüm gezi olayları sırasındaki bazı vatandaşlar, güvenlik güçleri ve olaylara karışan eli satırlı veya satırsız esnaflar için de sormak gerekir. Neden?

Bu sorunun cevabı için insanları uyma davranışına iten etmenlere bakmamız gerekiyor…

- Bunlardan biri Bilgi ve Güven etkisidir, gruptaki insanların bilgi düzeylerinin kendinden daha fazla olduğunu düşünen ve gruba güven duyan birisi uyma davranışı gösterecektir. Olay yerindeki esnafın davranışını bilgi ve güven açıklıyor olabilir. Vatandaşın polise karşı duyduğu güven ve karşısındaki polisin kendisinden daha bilgili olduğuna duyduğu inancı uyma davranışını etkilemiş olabilir görünmekte.

- Ters düşme korkusu ise, hemen hemen tüm toplumsal durumlarda uyma davranışında etkilidir. Diğerlerinden farklı biri olarak dışarıda kalmak ve dışlanmak istemeyiz. Gezi olaylarının tümünde bunu görmemiz mümkün.

- Grupta söz birliği olduğunda da uyma davranışı ortaya çıkar. Bir kişi, herkesin üzerinde anlaştığı bir grup kararıyla karşılaştığında, kendini uyma yönünde zorlayan büyük bir baskı altında hisseder. Bu etmen, gezi olaylarına dahil olan ya da olmayan tüm vatandaşlar ve güvenlik güçlerinin uyma davranışlarını açıklayabilir.

- Grup ne kadar büyükse uyma davranışının o kadar artacağı düşünülmektedir. Gezi olayları sırasında kalabalık grupların toplanması buna örnek gösterilebilir.

-Grup üyelerinin, grup üyeliğinden kazanma beklentileri arttıkça uyma davranışı da buna paralel olarak artacaktır. Gezi olayları sırasında güvenlik güçleri ve parti yandaşlarının uyma davranışları buna örnek olabilir.

-- Bireyin kendine olan güveni ne kadar artarsa uyma davranışı o kadar azalacaktır. Dolayısı ile bireyin kendine olan güveni azaldıkça uyma davranışında da artış olacaktır. Gezi olaylarında güvenlik güçlerinin ve bazı vatandaşların uyguladıkları şiddet davranışlarını bu son madde açıklar niteliktedir. Hatta gezi olaylarından sonra belirli gruplardan ayrılma davranışlarını da bu madde ile açıklayabiliriz.

Tüm bunlar uyma davranışının psikolojik nedenlerini açıklayabilir ancak peki ya toplumsal adalet duygusu ne olacak? Bazı uyma davranışlarımız adalet duygumuzu zedelemeyecek mi? Uyma davranışımızın sonucunda suçluluk hissettiğimizde bu suçluluk duygumuzu ne yapacağız? Merak etmeyin biz insanoğlu ona da psikolojik çözümler bulmada oldukça başarılıyız.

Toplumsal adalet duygusu, biri ya da bir grup, haksız yere acı çekerken görüldüğünde yardım etme davranışına yol açar. Böyle yaparak eşitliği yeniden sağlayacak biçimde davranma eğiliminde oluruz. Gezi parkındaki ağaçları korumak için çadırlarda bulunan kişilere yapılanlar karşısında verilen tepkilerin tek nedeni toplumsal adalet duygusundandır.

Suçluluk duygusu ise, biri yanlış olduğunu düşündüğü bir şey yaptığında ortaya çıkan bir duygudur. Bizler, herhangi bir nedenle suçluluk duyduğumuzda genellikle bu duyguyu azaltmaya çalışırız ki kendimizi koruyup sağlıklı kalabilelim.

Toplumsal uyma davranışı sonucunda adalet duygumuzun zedelenip suçluluk duygularına yol açtığı durumlarda bununla başa çıkmak için değişik yollar deneriz. Bunlardan biri; Kötü bir davranış için iyi bir davranışta bulunuruz. Yönetimin gezi parkındaki ağaçlara zarar vermeyeceği ve AVM yapılmayacağı ile ilgili alınan kararı buna örnek gösterilebilir.

Diğeri ise, Suçluluk dolu eylemin olumsuz yanlarını en aza indirgemeye çalışırız. Ali İsmail Korkmaz davasındaki sanık polislerin “vurmadım sadece ittim” cümlesi bunu gayet net açıklar niteliktedir. Hatta bazı liderlerin gezi olayları sırasında yaptıkları konuşmalarda da bunu çok net görebilmemiz mümkündür.

Kısacası demek istediğim, toplumsal uyma davranışlarımız, toplumsal adalet duygumuzu zedelediğinde, biz yine bir yolunu bulup sağlıklı kalmayı başarabiliyoruz. İşte, insan psikolojisi; Her şart ve koşulda kendimizi ve içinde bulunduğumuz grubu koruma çabamız bir diğerini ya da diğerlerini koruma çabasının önüne geçiyor.

İşte bu yüzdendir ki, dün ana haber bültenlerini izlediğimde, çevremdeki insanların konu ile ilgili görüşlerini, yorumlarını dinlediğimde aklımdan geçen tek konu buydu: “Toplumsal uyma davranışı, adalet ve suçluluk duygusu”. Bu konuyu başka bir zaman diliminde incelemek hiç bu kadar anlamlı olmayacaktı.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir