Köşe Yazısı Detay

Özsaygı: Gerçek ya da sahte…

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

Özsaygı kavramı günlük yaşamda kendini sevmek, kendini saymak, özgüvenli olmak gibi pek çok biçimde sıklıkla kullanılır. İnsanlar sezgisel olarak kendini seven ve sayan yani değerli hisseden insanların kendilerini daha iyi hissettiklerinin, daha çok sevildiklerinin, akademik ve iş yaşamında daha başarılı olduklarının farkındadırlar. Diğer yandan insanların çoğu temelden yoksun abartılı bir üstünlük duygusundan, özellikle de dış görünüş, statü, ekonomik göstergelerin vurgulanması ile elde edilmeye çalışılan değerlik duygusundan hoşlanmazlar ve bunu sahte bulurlar. Bu konuda araştırmacılar da gerçek ya da otantik öz saygı ile sahte öz saygı kavramlarını ayrıştırmışlardır.

Özsaygıya ilişkin duyuşsal modeller bu konuda erken yaştaki ebeveyn-çocuk etkileşiminin belirleyici olduğunu öne sürmektedirler.Onlara göre özsaygının iki temel bileşeni vardır: aidiyet ve hâkimiyet. Ebeveynler tarafından koşulsuz sevgi görmek aidiyet duygusunu geliştirirken, çocuklara dünya üzerinde bir etkili olduklarının ve yeterli olduklarını hissettirilmesihâkimiyet duygusuna yol çar. Yani duyuşsal modellere göre bu iki duygunun yüksekliği yüksek özsaygı ile ilişkilidir. Kişi çocuklukta yerleşmiş olan bu duygu nedeniyle kendini iyi ve değerli hisseder. Elbette daha sonraki ilişkiler ve yaşantılar da bu duygu üzerinde belirleyici olacaktır. Diğer yandan bu konudaki bilişsel modellere göre öz saygı bir duygu olmaktan ziyade kişinin kendi özelliklerini değerlendirerek bir sonuca varmasıdır, rasyonel bir karardır. Örneğin kişinin iyi bir eğitiminin, iyi bir işinin var, iyi, dış görünüşünün ve olumlu insan ilişkilerinin olduğunu düşünmesi ve değerli bir insan olduğu sonucuna varması.

Öz saygının nasıl geliştiğine ilişkin farklı teorik modeller ortaya konmuş olsa da, öz saygı konusundakibirçok araştırmada ortak olan yüksek ve düşük öz saygılı bireylerin çeşitli açılardan farklılaştığıdır.Öz saygısı yüksek olan bireyler daha fazla olumlu özellikleri olduğuna inanırlar, olumsuzluklar karşısında daha dirençlidirler, duygusal açıdan daha istikrarlıdırlar, benlik kavramları nettir, kendilerini geliştirme eğilimindedirler, daha fazla risk alırlar. Diğer yandan özsaygısı düşük olan bireyler günlük olaylar konusunda daha kırılgan ve incinebilir durumdadırlar, duygu durumları oynaktır, benlik kavramları net değildir, kendini geliştirmeden ziyade kendini koruma odaklıdırlar, daha depresif ve kaygılı bireylerdir.

Kısacası araştırmalar yüksek özsaygının daha olumlu sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda gerçek benlik saygısı geliştiremeyen bazı insanlar sahte ya da yalancı öz saygı geliştirerek yaşadıkları değersizlik duygusundan kaynaklanan rahatsızlığı gidermeye çalışırlar. Sahte özsaygı rasyonel olmayan, benliği korumaya yönelik bir araçtır. Gerçek ya da otantik özsaygıya ikame olarak geliştirilir kaygıyı azaltmak amaçlanır. Burada kişi alternatif yollardan özsaygı edinme çabasına girer. Örneğin daha zengin olanların, daha yüksek statü sahiplerinin, fiziksel olarak daha çekici olanların daha değerli olduğu konusunda kültürel bir kabul vardır. Kişi daha iyi giyinerek, daha çok para kazanarak, statü sahibi olarak kendini değerli hissetmeye çalışır. Burada problem iyi giyinmek, statü ve para kazanmaya çalışmak değil, özsaygının bu yollara dayandırılma çabasıdır. Ayrıca kişi kendine ilişkin değerlendirmeleri olumsuz yönde etkileyecek şeyleri bastırma ya da rasyonalize etme yoluna gider. Oysaki gerçek anlamda gelişebilmemiz eksiklerimizle yüzleşmeyi gerektirir. Gerçek ya da otantik özsaygılı kişi için gerçeği, doğruyu (kendine ve dünyaya ilişkin) bilmek önemlidir. Ancak öz saygısı sahte olan içinse gerçek tehdit edici bir düşmandır. Sahte benlik saygısında belki de kişinin tüm motivasyonu özsaygıdan yoksun olduğunun ortaya çıkmaması için çabalamaktır. Bu da kişiyisavunmacı bir yaşama, varoluşun olumlu yönlerinin tadını çıkarmaktan ziyade yetersizliğin, suçluluk ve utanç duygularının acısından kaçmaya yöneltir. Bu da kişisel büyümeyi zorlaştıracaktır. Örneğin işinde başarılı olmak sağlıklı bir durum iken, sahte özsaygı belki de kişiyi bir işkoliğe çevirecektir. Yine, kişinin kendini güzel hissetmesi için öz bakımını yapması sağlıklı bir durum iken, bu aşırı defans kişiyi aşırı alış veriş yapmaya itebilir.

Özet olarak gerçek yüksek özsaygı birçok olumlu sonuçlarla ilişkiliyken, sahte olanı kişinin hem kendisine hem de ilişkilerine zarar verir. Diğer yandan gerçek öz saygı içinde yaşadığımız zamanının ruhu nedeniyle kolay kazanılmayabilir. Genellikle ebeveynler çocuklarını toplumsal olarak istenen özelliklere sahip olduklarında ödüllendirme eğilimindedirler. Kapitalist sistem içeride ne olup bittiğinden ziyade başarı ve güzelliği vurgular, insanlar tükettiklerine bağlı olarak tanımlar. Benzer ve ilişkili biçimde geleneksel cinsiyet rolleri erkeğin başarılı ve güçlü olmasını, kadının ise iyi görünmesini ve kendini birey olarak değil, ilişkiler bağlamında tanımlamasını vurgular. Zaman baskısı hızlı biçimde farklı sosyal rollere bürünmememize yol açabilir. Kısacası yaşam koşulları yabancılaşmamızı kolaylaştırabilir. Bütün bu engellere rağmen yine de sağlıklı olan sahte bir benlik saygısı elde etmek yerine direnmek ve gerçekte ısrar edebilmektir. Belki de bu sonuca kendimizi ve ilişkilerimizi gerçekçi bir biçimde değerlendirerek, aynayı kendimize tutarak, diğer bir ifadeyle iç görü kazanarak ulaşabiliriz. Bu şekilde eksiklerimizi, yanlışlarımızı inkâr edip savunmaya geçmek yerine onlarla yüzleşmeyi ve sonrasında düzeltmeyi tercih edebilir, başka bir ifadeyle olgun yetişkinler olma yolunda ilerleyebiliriz. 

Diğer Yazılar

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir