Köşe Yazısı Detay

Diğerleri Üzerindeki İzlenimlerimiz

Yrd. Doç. Dr. Ferzan Curun / Akademisyen

Diğer insanlar üzerinde olumlu bir izlenim bırakmak farklı derecelerde de olsa hepimiz için önemlidir. Bu nedenle dış görünüşümüzü, yüz ifademizi, konuşmamızı, beden dilimizi mümkün olduğunca içinde bulunduğumuz ortamın gereklerine göre düzenleriz. Snyder isimli bir araştırmacı insanların kendi davranışlarını düzenleme ya da ayarlama eğilimleri ile (self-monitoring) ilgilenmiş ve bazı insanların kendi davranışlarını daha fazla ayarlarken bazılarının daha az ayarladıklarını ortaya koymuştur.

İzlenim ayarlamadan kastedilen aslında günlük yaşamda çoğumuzun diğer insanlar üzerine yaptığımız analizleri ya da düşünceleri içerir. Samimi mi? Göründüğü gibi biri mi? Herkesin yanında aynı mı, yoksa kendini kişiye göre değiştiriyor mu? Çoğunlukla istediğimiz Mevlana’nın o güzel sözünde belirtildiği gibi karşımızdakinin göründüğü gibi olması ya da olduğu gibi görünmesidir. Kişinin benlik kavramının tutarlı ve kararlı olmasını güvenilir buluruz ve destekleriz.

Snyder yüksek izlenim ayarlamacıların tıpkı bir aktör gibi bağlamdan bağlama, kişiden kişiye farklı davranabildiklerini ortaya koymuştur. Bu kişiler örneğin sizin yanınızda içe dönük ve duygusal, diğer kişinin yanında girişken ve sosyal, başka bir kişinin yanında liberal, bir diğerinin yanında muhafazakâr olabilirler. Bu kişiler hangi ortamda hangi davranışların ve tutumların uygun olduğunu hızlı bir biçimde kavrayabilmekte ve bunlara eşlik eden duygu, yüz ifadesi ve beden dilini ortaya koymakta oldukça başarılı olmaktadırlar. Diğer yandan başkalarının da kendilerini ayarladıklarını mı yoksa doğal mı olduklarını hızlı bir biçimde anlama eğilimindedirler ve belki de manipülasyon yapmayı kolay gördüklerinden doğal insanlarla arkadaşlık etmeyi daha çekici bulmaktadırlar. Bu kişilerin benlik saygılarının düşük olduğu ve diğerleri tarafından onaylanma ihtiyacı içinde olduğu bilinmektedir. Kısacası söz konusu kişiler güç, sevgi, onay, maddi çıkar vs. gibi sebeplerden duruma ve kişiye göre değişmekte ve otantik davranmamaktadır. Bu kişilerin rolden role girme konusundaki esneklikleri çeşitli çıkarlar sağlamada avantaj sağlayıcı olduğu beklenir. Ancak dezavantajları büyük ölçüde yakın ilişkilerde çıkar. Çoğumuz yakınlarımızda sahicilik, dürüstlük, sağlamlık gibi özellikler ararız. Yakın hissettiğimiz birinin tutumlarının, davranışlarının kişiye, duruma ve çıkara göre değiştiğini gözlemlemek rahatsız edici bir deneyimdir ve ilişkiyi zedeler.

Kendini ayarlama açısından düşük olan bireyler ise daha ziyade kendi içsel değer sistemleri temelinde davranma eğilimindedirler. Yani düşüncelerini ve davranışlarını bağlamdan bağlama, kişiden kişiye değiştirmek yerine tercihlerini gerçek duygu ve düşüncelerini olabildiğince tutarlı olmak yönünde kullanırlar. Bu tür davranışlar ise onlara bedel ödetebilir. Çünkü böyle bir tutum kimi zaman otoriteyi karşınıza almayı, kimi zaman kendi çıkarlarınızdan ödün vermeyi gerektirebilir. Dolayısı ile kendinize ve değer sisteminize ilişkin inancınızın sağlam olması gerekir. Araştırmalar da bu düşüncelerle tutarlı olarak bu kişilerin benlik saygılarının yüksek olduğunu ortaya koymaktadır. Elbette kendini ayarlama düzeyi düşük insanlar da çeşitli ortamlara uyum sağlamak için bazı tutumlarını ya da davranışlarını ortaya koymamayı seçebilirler ve bu da esneklik göstergesidir.

Bu noktada kavram ele alınırken kültür, sistem ve ahlaki değerler de tartışılmalıdır. Örneğin Kuzey Amerika ya da Avrupa gibi bireyci kültürlerde bireyin kendisi ve iç tutarlığı esastır. Bu nedenle düşük ya da yüksek kendini ayarlama kişinin benliği ile açıklanabilir. Ancak toplulukçu kültürlerde kişiden bağlama ve duruma göre hareket etmesi beklenir. Bu nedenle örneğin toplulukçu kültürdeki bir kişi büyüklerinin yanında kendini ifade etmemeyi tercih edebilir ve bu davranış benlik kadar kültürel değer sistemine uyum ile de açıklanabilir. Diğer yandan, aslında globalleşen dünyada tüm kültürler için ortak olan giderek paranın ve onun satın alabildiklerinin yüceltilmesidir. Bu durum da ilkeler temelinde davranmaktan ziyade ahlaki değer sistemi olarak çıkarlara (ödüle) yönelmeyi ve cezadan kaçınmayı beraberinde getirebilmektedir. Böyle bir değer sistemini benimsediğinizde kişiye ya da bağlama göre kendini ayarlamanız beklendik olacaktır. İş yerinde tam da otoritenin istediği kişi olabilir, içten içe zayıftan yana olsanız bile güçlünün yanında durmayı tercih edebilir, kısa süreli hazlar elde edebilmek için inanmadıklarınızı söyleyebilir ya da tutamayacağınız sözler verebilirsiniz.

Özet olarak Snyder tarafından ortaya konmuş olan kendini ayarlama kavramı insan davranışları üzerinde oldukça açıklayıcıdır ve derindir. Yukarıda aktarıldığı gibi kavram kültür ve ahlaki değerler gibi makro değişkenlerle bağlantılı olarak değerlendirilmelidir. Belki de sosyolog ve felsefeciler kavramın bu değişkenlerle ilişkilerine daha iyi yanıt verebilirler.

            

Diğer Yazılar

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir