Haber Detay

İnsan Doğaya Neden Zarar Verir: Ekopsikoloji

Yeşil alanlardan gri alanlara yerleşen insanoğlu neden geldiği yeşil'e zarar vermeye başladı?

Eskiden doğa ile iç içe yaşayan insanlar, moderneştikçe doğa’ya zarar vermeye başladılar.

Eskiden yuvaları olan yeşil doğa’yı, şimdiki yuvalarından yani gri betonlardan kirletiyorlar.

İnsan doğa’ya neden zarar verir, hangi etmenler bunda rol oynar? İşte tüm bu soruları Ekopsikoloji cevaplıyor.

Ekopsikoloji, psikoloji ile ekoloji'yi birleştirir. Yabancılaşma'yı tedavi etmek üzere sürdürülebilir bir doğa dengesi oluşturmayı gözeten siyasi ve uygulamalı kuramları inceler.

Ekopsikoloji'nin amacı, insanın ekolojik bilinçdışında bulunan ve doğuştan sahip olduğu, doğa ve insanın karşılıklı ilişkisine dair bilgiyi uyandırmaktır.

İnsanın çevresiyle ilişkilerini düzenleyici ekolojik ego, hem egolojinin (ego bilimi) hem de Ekopsikoloji’nin araştırma alanıdır.

Celal Bayar Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü’nden Selim Uzunoğlu, “Çevreyi Korumada Yeni Bir Kavram: Ekolojik Ego” başlıklı makalesinde yukarıdaki soruları cevaplamış.

Uzunoğlu’na göre; İnsanın insanla ve tabiatla ilişkisi ego aracılığıyla kurulur. Sağlıklı ve karakterli ego inşası insan-insan ilişkilerinde önemli iken, ekolojik ego, insan-tabiat ilişkilerinin sağlıklı olmasında kritik bileşendir.

Ekolojik ego, düşünce, duygu ve davranış boyutlarında doğaya zarar vermeyen, varlıklara saygı duyan stabil bir ego durumudur.

Çevre problemleri, temelde ego ve çevre arasındaki sağlıksız ilişkilerden kaynaklanır. Egonun bireyi koruma eksenli tutum ve davranışları, çevre sağlığını birinci derecede etkiler.

Ekolojik farkındalık ve bilinçlilik düzeyi, ego farkındalığına bağlıdır. Egonun ekolojisini çözümlemeden ve ekolojik ego'lar inşa etmeden çevre problemlerini çözmek oldukça zordur.

Düşünce-duygu ve davranışları içsel olarak düzenleyen egonun fonksiyonları, ekopsikolojinin etik değerleriyle (zarar vermemek, saygı duymak ve katkı yapmak) kontrol edilebildiğinde, çevreye zararlı tutum ve davranışların kontrol edilip yönetilebilmesi mümkün olacaktır.

Bilinçaltı oluşmadan ne bilinç nede düşünme mümkün olduğundan, zihin ekolojik olarak inşa edilen bilinçaltı ile şekillenir. Sanayileşmiş modern toplumlarda bireylerin ekolojik bilinçaltı bastırılmış ve modern insan doğayı ele geçirmeye odaklanmıştı. Modern insanın çevreyle tekrar barışması, ekolojik bilinçaltında saklı olan doğaya zarar vermeme ve ötekine saygı güdülerini aktif hale getirmesine bağlıdır.

Gelişimin ve büyümenin en kritik aşaması, çocukluk dönemidir. Çocukluk döneminde ekolojik bilinçaltı inşaa ettirilebilirse, çevre problemleri temelden çözülme yoluna girer.

Yeşil bir doğa ve temiz bir çevre için çocuklarımızı ekolojik farkındalıkla yetiştirelim. Bu konuda hepimize görevler düşüyor. 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir
zeynep 25.02.15 / 11:03
ya ödev cokmuş
(Oyunuz alınmıştır!) 0 0