Haber Detay

Cinsel Saldırı Hükümlülerinde Cinsel Dürtüler

“Cinsel Saldırı” ve “Cinsel İstismar” hükümlüleri üzerinde gerçekleştirilen araştırmada dikkat çekici bulgulara ulaşılmış.

Psikolog Vesile ÇETİN tarafından “cinsel saldırı” ve “cinsel istismar” hükümlüleri üzerinde gerçekleştirilen araştırmada dikkat çekici bulgulara ulaşılmış.

Cinsel saldırı, rızası olmayan veya herhangi bir sebepten dolayı, rızası kabul edilmeyen bir kişiye , fiziksel güç kullanımı, tehdit, korku, hile ve kandırma gibi zorlamalarla cinsel içerik taşıyan bir davranış uygulanmasıdır.

Cinsel istismar, bir erişkinin cinsel gereksinim ve isteklerini karşılamak için çocukları araç olarak kullanmasıdır.

Literatüre bakıldığında cinsel saldırı ve cinsel istismar eyleminde bulunan kişilerinin  tedavi sürecini kabul etmemeleri sebebi ile  bu kişilere yönelik çok fazla araştırma yapılamadığı  görülürken Psikolog Vesile ÇETİN, bu araştırma da cinsel saldırı ve cinsel istismar uygulayan kişilerin ilk dönem anne çocuk ilişkileri, saldırgalık ve cinsel dürtüleri, kendilerine yönelik algıları ve toplumsal algıları  arasındaki benzerlikleri ve farklılıkları göstermiştir.

Araştırma grubu Ceza infaz kurumunda bulunan cinsel suç hükümlüleri arasından cinsel saldırı suçundan bulunan 10 hükümlü ile cinsel istismar suçundan bulunan 10 hükümlünün suç öyküleri ve sosyodemografik özellikleri değerlendirilerek belirlenmiştir.  

Araştırmaya katılan hükümlülerin her biri ile öngörüşme yapılmıştır. Öngörüşme sırasında hükümlüleri tanımak için kurum içinde kullanılan tanıma-takip formu doldurularak,  geçmiş öyküleri, sosyo-demografik bilgileri, suç öyküleri hakkında bilgi alınmıştır. Ön görüşme sonrasında bir hafta sonrasına rorschach projektif testi randevusu verilmiştir. Testin uygulama süresi kişiye bağlı olarak 15- 30 dk. arasında değişmiştir.

Araştırmanın sonucuna göre;

Her iki grubun  gerçeklik algılarının yerinde olduğu gözlenmiştir.

İki grubun agresyon ve cinsel dürtü yatırımları karşılaştırıldığında cinsel istismar hükümlülerinde libidinal(cinsel) dürtülerin yoğun olduğu, cinsel saldırı hükümlülerinde ise saldırgan dürtüsünün yoğun olduğu gözlenmiştir.

İki grubunda özdeşleşme nesnelerinin zayıf olduğu gözlenmiş olup, bu durum bu kişilerin duygusal ilişkide, bağlanma da yaşayabileceği güçlükleri düşündürtmüştür.

İki grupta da, içgörünün zayıf olduğu, entellektüel dünyanın zayıf olduğu, zihinsel süreçlerin sınırlı düzeyde olduğu gözlenmiştir.

İki grubun ilk dönem anne çocuk ilişkileri kartlara verilen yanıtlar üzerinden değerlendirildiğinde cinsel istismar hükümlülerinde daha kaygılı, yapışık, ayrılma da zorluk yaşanan bir ilişki gözlenmiş olup;  cinsel dürtülerin çok aktif olduğu gözlenmiştir. Bu durum da çocuklukta yaşanmış olabilecek cinselliğe dair bir travmayı düşündürmüştür. Cinsel saldırı hükümlülerinin kartlara verilen yanıtları değerlendirildiğinde ilk dönem anne çocuk ilişkisinde saldırgan dürtülerinin daha yoğun olduğu, kendi bedenlerine daha çok odaklandıkları, bedenlerinde bir parçalanmışlığın yoğun olduğu gözlenmiştir.

İki grubun toplumsal dünyayı algılayışlarına bakıldığında, buna dair kartlarda şok yaşadıkları, bu kartları cevaplamakta güçlük çektikleri gözlenmiştir. Verilen yanıtlarda da saldırgan ve yıkıcılığın ön planda olduğu gözlenmiştir. Bu durumda bize bu kişilerin toplumsal kurallara uymakta güçlük çekebileceğini düşündürmüştür.

Araştırmanın sonucu genel olarak değerlendirildiğinde araştırma da gözlemlenen en önemli bulgular cinsel istismar hükümlülerinin cinsel dürtülerinin aktif olması, cinsel saldırı hükümlülerinde ise cinsel dürtülerden ziyade saldırgan dürtülerinin yoğun olmasıdır. Araştırmadan elde edilen bu sonuç yaptıkları araştırmada cinsel saldırı da bulunan kişilerin cinsellikten ziyade güç, kontrol, zorbalık ve hakimiyet araması, cinsel istismar uygulayanların ise eylemlerinin cinsel şiddetle sınırlı kaldığını göstermektedir. Ayrıca iki grubun kartlara verdikleri yanıtların içeriklerinin kısır olması, kartlar üzerinden içgörü dünyalarında, entellektüel ve zihinsel yapılarında gözlenen sınırlılıklar; bu kişilerin uyguladıkları cinsel istismar ve cinsel saldırı eylemleri karşısında olay sonrasında durumu muhakeme ederek pişmanlık duygusu hissetme durumlarının zayıf olabileceğini düşündürmüştür.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir