Haber Detay

Çocuk ve Reklam!

Reklamların çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ile ilgili Psikolog Vesile Çetin ile konuştuk.

Reklamlar hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline geldi. Televizyonda, sokakta panolarda, alışverişte, telefonlarımızda..vs hayatımızın birçok alanında reklamlarla karşılaşıyoruz. Reklamların çocuklar üzerindeki etkilerine birçok uzman dikkat çekiyor ve çocukların reklamlara maruz bırakılmaması konusunda aileleri uyarıyor.

Biz de reklamların çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri ile ilgili Psikolog Vesile Çetin ile konuştuk.

Gelişen teknoloji ile hayatımızın iyice içine giren reklamlar çocuklarımız üzerinde nasıl etkiler bırakıyor?

Reklam çağımızın en aktif iletişim süreçlerinden biridir. Her geçen gün daha da çeşitlenen ve tüketici ile karşılaşma sıklığı artan bu uygulamalar günlük hayatın bir parçası haline geldi. Kullandığı iletişim kanallarının geniş kitlelere ulaşma yeteneği ile doğru orantılı olarak reklamın toplum üzerindeki etkililiği ve dolayısıyla yönlendirme gücü önemli derecede artmıştır. Reklam, kitleleri kendi hedefleri doğrultusunda yönlendirmeye çalışırken, topluma karşı üstlendiği sorumluluk geri planda kalabilir ya da uygulayıcılar tarafından göz ardı edilebilir. Reklamların özellikle çocuklar üzerindeki etkileri göz ardı edilmektedir.

Çocukluk dönemi çocukların dış uyaranlara açık olduğu, gelen bütün bilgileri zihnine yerleştirmeye açık olduğu bir dönemdir. Bebeklik ile erginlik arasında geçen yıllar içinde fiziki ve toplumsal gerçeklerin oluşturulması, değerlendirilmesi yer almakta, oluşturulan gerçek kavramı içinde de insan yavrusu önce çocuk sonra da ergin insan olarak işlev görmektedir. Bu konuyu biraz daha derinleştiren Roger Brown ise şöyle demektedir; Brown, insan yavrusunun özellikle bilgi kazanma bakımından çok önemli bir özelliği bulunduğuna da işaret etmektedir. Çocuklar gelişim dönemlerinde en çok model alma ile öğrenirler, ilk model aldığı kişiler ebeveynlerdir, ebeveynler dışında da televizyonda gördüğü karakterlerde çocuk için rol modeli oluşturmaktadır. Televizyonun yoğun olarak çocuğun hayatında olması sebebi ile çocuklar izledikleri çizgi filmlerin, programların arasında reklamlara yoğun bir şekilde maruz kalmaktadırlar.

Hangi tür reklamlar çocukların daha çok ilgisini çekiyor? Bu reklamlarda kullanılan figürler çocukları ne derece etkiliyor?

Reklamların içeriklerine bakıldığında çocuklara yöneltilen reklamların çoğu gıda maddelerine ait reklamlardır. Araştırmalar özellikle 8 yaş ve altındaki çocukların en çok bu reklamları sevdiklerini ortaya koymuştur. Yapılan bir araştırmaya göre, Amerika yiyecek sanayisinin çocuk ürünlerine yönelmesi ve çocuklara yönelik reklamların bazı çizgi film kahramanlarıyla birlikte desteklenmesi, çocukların zihinlerinde farklı imajlar oluşturabilmektedir. Çocukların zihninde oluşan imajı destekleyemeyen çok sayıdaki ürünün ise çocukların geleceklerine yön verecek sosyal ve psikolojik yapılarını olumsuz etkileyeceği açıktır. Diğer yandan, çizgi film kahramanlarının gerçekleştirebildiği bazı insanüstü davranışların da satın alınan ürünlerle elde edilememesi, çocukların hayal dünyalarını alt üst edebilmekte ve olumsuz davranışlar sergilemelerine yol açmaktadırlar.

Reklamların bazı ürünlerin faydalarını abartılı biçimde anlatabilirliği ile ilgili kapsamlı pazarlama çalışmaları vardır ve çocuklara yönelik televizyon programları esnasında reklamcılar oldukça baskındır. Amerika’da Mart 2000’de periyodik olarak haftada bir kez yayınlanan çocuk programları esnasında yayınlanan birbirinden farklı televizyon reklamlarının %46’sının yiyecek reklamlarına ait olduğu görülmüştür. Yusuf karaca ve arkadaşlarının ebeveynlerin televizyon reklam içeriklerinin çocuklar üzerindeki etkilerini etik açıdan algılamalarına yönelik yapılan araştırmada ebeveynlerin; çocuklara yönelik olmayan reklamlar çocukları daha çok etkiler (%69.6), marka bağımlılığı yaratır(%69.6), ahlaki gelişime zarar verir (%66.7), Saldırgan, sinirli vb. özelliklere özendirir (%65.7), Psikolojik gelişim sürecini olumsuz etkiler (%60) , TV reklamlarının içerikleri etik açıdan uygun  değildir.(%63.8), algılama sürecini bozar (%55.2) cevaplarına daha çok katıldıkları gözlenmiştir.

Son yıllarda, çocuk-reklam ilişkisi üzerine yapılan reklamların pek çoğu, özellikle televizyonda yayınlanan reklamlar, çocukların sosyalleşme sürelerini konu almaktadır. Bu yoğunlaşmanın sebebi, günümüzde bir çocuğun ortalama okuma ya da oyuna ayırdığı zamandan fazlasını televizyon karşısında geçiriyor olmasıdır.

Reklamlar, verdiği “tüketimden gelen mutluluk” mesajı itibari ile çocukların dünyasında tüketimi nereye taşır?

Reklamlarda yer alan sloganların, mesajların altında mutlu hayatlar vaat edilmekte ve bu hayata ulaşmanın tek yolunun o ürüne sahip olmaktan geçtiği ifade edilmektedir. Çoğu kez yetişkin bireyleri bile etkileyen bu mesajlar, henüz toplumsallaşma ve yetişkin birey olma yolundaki çocuğu daha fazla etkilemektedir. Dolayısıyla çocuk, çalışmak, başarılı olmak, erdemli olmak gibi insani boyuttaki pek çok değer yargısının yerine salt tüketerek mutlu olunacağı yolundaki düşünceye inandırılmaktadır.

 Çocuğun nesnelerle olan ilişkisi öyle bir biçimde örgütlenmektedir ki, bu ilişki çocuğun hem kendi kimliği ve değer yargıları üzerinde olumsuz etkiler yaratmakta, hem de buna paralel olarak çevresindeki insanlarla olan ilişkilerini de bu nesne-insan ilişkileri örüntüsü çerçevesinde görmekte ve değerlendirmektedir. Çünkü o nesnenin satılması uğruna reklamlarda pek çok değer kullanılmaktadır. Kullanılan bu değerler çerçevesinde iletilen mesajlar kanalıyla da pek çok kimlik, ilişki ve değer yargıları ters yüz olmaktadır.

Ayrıca hepimizin de bildiği ve tanık olduğu gibi, reklamlar, kısa süreli ve hareketli oldukları için çocukları pek çok programdan daha çok cezbetmekte ve çocuklar dakikalarca gözlerini ayırmadan reklamların sonuna dek izlemektedir.

Yine özellikle reklamlar aracılığıyla mutluluğun tek yolunun çok nesneye sahip olmak, ya da çok tüketmek olduğu aktarılır bizlere. "İnsanlar ne kadar çok şeyi olursa o kadar çok mutlu olacağını sanır." Çocuk beyinlerin tüketim arzusu ve marka istekleri ile doldurulmasına neden olmaktadır.

Reklamlardaki aile ilişkileri çocukların hayal dünyalarındaki anne ve baba modelini nasıl etkiler?

Reklamlarda görülen cinsiyet rolleri baba ve anneyi olumsuz yönde etkilemektedir.  Birincisi baba dışarda çalışır, para kazanır, evin tüm ihtiyaçlarını sağlar ve hatta onun da ötesinde karısının ve çocuklarının en iyi biçimde rahat ve konforlu yaşamaların sağlamakla yükümlüdür. Bunu sağlayamayan baba, yeteneksiz ve beceriksizdir. Reklamlarda almak o kadar kolaydır ki, bunu yapamayan baba işe yaramaz bir adamdır. Anne ise reklamlarda pasif konumdadır, evin işlerini yapan, çocuk ve aile üçgeni içinde bir yaşam içinde gösterilmekte, bir birey olarak varlığı göz ardı edilmektedir. Toplumumuzda çalışan anne sayısı yıllar geçtikçe artmaktadır, bu reklamları gören çocuklar kendi annelerini ilgisiz, yetersiz algılayabilmektedirler.

 Reklamların çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine değindikten sonra bu etkileri en aza indirmek için toplumda kime ne görev düşüyor?

Bütün bunların doğrultusunda çocuklar için reklamların zararlı etkilerinin azaltılması ile ilgili öncelikle reklam firmalarına, daha sonra ebeveynlere büyük bir rol düşmektedir. Reklam firmaları ailedeki sosyoekonomik  farklılıkları, çocukların  gelişim dönemlerini değerlendirerek uzmanlar gözetiminde reklamları hazırlamalıdırlar.

Ebeveynler de uzun süre çocuğun televizyon ve reklamlar karşısında kalmasının olumsuz etkilerini düşünerek ev içinde çocuk için daha fazla oyun etkinlikleri yaratmalı, çocukların evdışındaki sosyal ortamlarda daha çok vakit geçirmesi sağlanmalıdır. Özellikle renkli ekran, sürekli gelen uyaranların çocukların dikkat süreleri üzerindeki olumsuz etkileri göz önünde bulundurularak çocuklar gün içinde 1-2 saatten fazla televizyon karşısında kalmamalıdırlar. Masum görünen televizyonun bilinçli kullanılmadığında çok ciddi zararlara yol açtığı unutulmamalıdır.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir