Haber Detay

Sosyal ağlarda karakteri özsaygı belirliyor

ABD’de yapılan bir araştırma, insanların sosyal ağlardaki karakterlerini oluşturma ve denetleme şekillerinin özsaygı ve hür iradeleriyle açıklanabileceğini öne sürdü.

Araştırmacılar, kişinin kendine duyduğu saygı ve karar verme yeteneğinin sosyal medyadaki varlıklarıyla yakın ilişki içinde olduğunu öne sürdü.

Pennsylvania State Üniversitesi araştırmacısı ve üniversiteye bağlı Medya Etkileri Araştırma Laboravurarı yardımcı direktörü Shyam Sundar, “Kullanıcıların sosyal ağlarda gerçekleştirdikleri faaliyetler ve Facebook duvarları ile profillerine ekledikleri bilgiler, kimliklerinin bir yansıması... Esasen, siz Facebook’taki insansınız ve tüm sosyalliğine rağmen, Facebook oldukça derin bir şahsi araç” dedi.

Araştırmaya göre, düşük özsaygıya sahip olan insanlar, diğer kullanıcıların kendileri hakkında Facebook’ta paylaştıkları görüş ve içerik hakkında daha endişeli oluyor. Kendine saygısı yüksek olan insanlar ise kişisel hayatları hakkında Facebook’a daha fazla bilgi girmeye eğilim gösteriyor.

Sundar ve meslektaşları, yüksek ve düşük özsaygıya sahip olan kullanıcıların Facebook’ta karakter oluşturmak için zaman harcadığını ancak farklı içerik oluşturmaya yöneldiklerini belirtti.

Bu kapsamda, özsaygısı yüksek olanlar aileleri, eğitimleri ve iş tecrübeleri hakkında profillerine daha fazla bilgi eklerken, özsaygısı düşük olanlar sürekli duvarlarını kontrol ediyor ve diğer kullanıcılardan gelen istenmeyen paylaşımları siliyor.

RedOrbit sitesinin haberine göre, araştırmada elde edilen bulgular sosyal ağlara yeni gelir yöntemleri geliştirmeleri için fırsatlar sunabilir.

PARA KAZANMAYA YARAYABİLİR

Sundar, yüksek ve düşük özsaygıya sahip olmaları fark etmeksizin tüm kullanıcıların sosyal ağları öz kimliklerinin bir uzantısı olarak gördüğünü, bu yüzden paralı içerikler için ödeme yapmayı istediklerini ifade etti. Örneğin, sosyal ağlar veya sosyal ağ geliştiricileri kişiye özgü duvar ve profil sayfaları tasarımı sunarak para ödemeyi tercih eden kullanıcıları çekebilir. Sundar, “Facebook’a ne kadar uzun süre bağlı kalırsanız, paylaştıklarınız o kadar kimliğinizden bir parça haline geliyor ve paylaşımlarınızı (fotoğraf, yazı vs.) görsel malvarlıklarınız gibi görmeye başlıyorsunuz” dedi.

PSİKOLOJİK GEÇMİŞİN İZLERİ BULUNABİLİR
Araştırmada, Güney Kore’nin bir üniversitesinde okuyan 225 öğrencinin nasıl Facebook profili oluşturduğu ve arkadaşlarının duvarlarına gönderdiği iletiler ile duvarda paylaştıkları içerikler gözden geçirildi.

Katılımcılara, aileleri, işleri ve ilişkileri dahil 33 kategoride kişisel bilgi paylaşıl paylaşmadıkları soruldu. Öğrenciler aynı zamanda duvarlarına ne sıklıkta bilgi eklediklerini ve güncelleme yaptıklarını belirtti.

Özsaygı ve hür iradenin seviyesini belirlemek için, araştırmacılar öğrencilere kendine saygı ve kamuda kendilerini nasıl tanıttıkları hakkında sorular soruldu.

Araştırmacılar, gelecekte yapılacak araştırmaların, farklı psikolojik yapıların sosyal ağ davranışlarındaki etkisini ortaya çıkarabileceğini belirtti. Bunlar arasında, fotoğraf güncelleme sıklığı ve gizlilik ayarlarının nasıl belirlendiği gibi örnekler verildi.

Sundar ve meslektaşları, araştırmanın sonuçlarını Güney Afrika’nın Cape Town kentinde düzenlenen INTERACT 2013 konferansında sundu.

Kaynak: ntvmsnbc

 

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir