Haber Detay

Havacılık ve Uzay Psikolojisi

Havacılık ve Uzay Psikolojisi Derneği Başkanı, Hava Trafik Başkontrolörü sayın Cafer Çelik çok az bilinen psikolojinin bu alt alanı hakkında bizi bilgilendiriyor.

Havacılık psikolojisi, havacının kendine özgü çevresine uyum veya uyumsuzluğunun, başarı ve başarısızlığının, tatmin ve tatminsizliğinin ve dolayısıyla verilen hizmet kalitesinin özünü oluşturur.

Havacılık psikolojisi, ülkemizde her gün biraz daha gelişen bir sektör olan havacılık sektöründe önem kazanmaktadır. Bir hava aracı (uçak, helikopter, planör vb.) ne kadar gelişmiş olursa olsun, o hava aracını kontrol eden, bakımını yapan ve içinde hizmet veren bir insan olduğu sürece hatalar olmaya devam edecektir. Bu gerçeği çok yüksek oranda olan insan hatası kazaları göstermektedir. Bu nedenle havacılıkta insan faktörleri ve insan psikolojisi üzerinde önemle durulmaktadır.

Hava Trafik Kontrolörleri ve Pilotlar seçkin bir beyne sahiptirler. Bu meslekte olmalarını da buna borçludurlar. İyi bir IQ’nun yanında mekanik ve analitik düşünebilme, uzaysal oryantasyon, bellek, dikkat, konsantrasyon, problem çözme, motivasyon, çoklu dikkat, psikomotor koordinasyon, anlama, kavrama, planlama, kontrol etme, iletişim, yönetim, konuşma, organize edebilme, öfkeyi ve dürtüleri kontrol edebilme, strese dayanabilme becerilerine de sahip olmaları gerekir. Eğer bir pilot bu yetenekleri bünyesinde bulunduruyorsa gerek ruhsal gerekse zihinsel açıdan güçlü ve korunaklı demektir.

Nitekim yapılan araştırmalar ruhsal hastalıkların bu mesleklerde normal popülasyona göre daha az görüldüğünü ortaya koymuştur. Ancak bu veriler ve özellikler kontrolörlerde ve pilotlarda ruhsal sorunların görülmeyeceği anlamına gelmemektedir. Hiçbir kontrolör ve pilotun zihinsel gücü diğer insanlarda olduğu gibi mutlak değildir. Yani zaman ve şartlara göre değişebilir.

Ne iyi bir kontrolör ve pilot olmak beyni mutlak manada korur ne de beyin performansının düşmesi kontrolör ve pilotu kötü bir kategoriye geriletir. Olaya sadece ruhsal ve zihinsel performansın geçici olarak düştüğü gözüyle bakmak gerekir.

Uzay Psikolojisi

Psikolojik Problemler:Uzaydaki insan sonsuz karanlık ve derin bir sessizlik içinde yüzmekte, dar bir kapsül içinde mahsur bulunmaktadır. Aidiyet hissettiği ve sevdiği her şeyinin, dün, bugün ve yarınının aşağıda nokta gibi görünen bir gezegende kaldığını ve oradan gittikçe uzaklaşmakta olduğunu görmekle tarifi zor duygu ve düşünceler yaşar (kopma fenomeni).

Gece-gündüz-mevsim ritimleri ve zaman algısı bozulmuş, dış uyaranlar azalmıştır (sensorydeprivation). Silinerek banyo yapma, tüpten beslenme, kemerlerle bağlanarak veya ped kullanarak tuvalet ihtiyacını giderme, tulumlar içinde uyuma, cinsellikten uzak kalma, özel yaşam, kişisel bölge ve mahremiyetini kaybetme, arıza-kaza vs nedenlerle geri dönememe ve ölüm olasılığı, yatkınlığı olanlar için paniği, depresyonu, intiharı, somatoform bozuklukları, hallusinasyon ve hezeyanlarla birlikte psikozu başlatabilecek son derecede müsait bir psikoloji yaratır. Sadece basınçlı uzay giysileri içinde bulunmak bile klostrofobi ve panik oluşturmaya yeter. Yerçekimsizlik, öfori, yabancılaşma, çaresizlik, heyecan ve davranış bozuklukları; uzay tutması, dehşet hissi ortaya çıkarır

Astronotların uzun uzay görevlerinde psikolojik direnç ve tepkilerini belirlemek amacıyla uzay analogu sayılan Antarktika’da, çöllerde, havuzlarda, denizaltılarda ve parabolik uçuşlarda testler yapılmış, birlikte uzun otomobil yolculuklarına çıkarılarak gözlenmişlerdir. Astronotluğa uygun kişilik yapısını belirlemekte kullanılan testler vardır.(PCI, NEO-FFI)

Bazı astronot ve kozmonotlar, iş yoğunluğu, aşırı bitkinlik ve fazla strese bağlı performans düşmesini “kişisel başarısızlık” olarak değerlendirip, yardım istemezler ve direnmeye çalışırlar. Diğer taraftan, uzay yolculuğu gibi çok zorlu ve yaşamsal risk taşıyan işleri başaran kişilerde salutogenezis olarak adlandırılan bir yetinin oluştuğuna dikkat çekilmiştir. Bu kavram, baş edilen streslerin, sonraki streslerle daha iyi baş etme becerisi ve psikolojik direnç kazandırdığını ifade etmektedir. Gizemli ve heyecanlı bilimsel çalışmaların aktörü, elit bir grubun üyesi olma, toplumsal övgüler alma gibi doyumlar, uzay adamlarının stresini azaltan unsurlar olmalıdır. Uzay deneyimi yaşayan bazı astronotların, ruhsal dengelerinde ve ailevi ilişkilerinde bozulmalar olduğu (E.Aldrin) da, evrenin büyüklüğü karşısında alçakgönüllüce, dünya, Tanrı ve yaşamın anlamı üzerinde filozofça düşüncelere daldıkları da görülmüştür.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir