Haber Detay

Eyvah Panik Atak !

Günümüzün en popüler hastalıklarından birisi olan Panik Atak hakkında hangi bilgilerimiz doğru, neleri yanlış biliyoruz?

PANİK ATAK NEDİR?

Ansızın, herhangi bir yerde, beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan yoğun kaygı, korku, sıkıntı karışımı nöbetlerdir. Oldukça yoğun yaşanır. Kişi kalp krizi, felç geçireceğini, dünyanın sonunun geldiğini, bayılacağını ve çok kötü şeylerin olacağını düşünür.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

Panik ataklar tipik olarak, yoğun bir korku, endişe ve kötü bir şeyler olacağı beklentisi ile ani olarak başlar ve kısa sürede en yüksek düzeyine ulaşır. Panik atak sırasında soluk alma güçlüğü, boğulma hissi, baş dönmesi, baygınlık hissi, çarpıntı, kalp atım sayısında artma, titreme, bulantı, karında rahatsızlık hissi, uyuşma, karıncalanma hissi, sıcak basması, ürperme, göğüs ağrısı gibi bedensel belirtiler ortaya çıkarır. Bedensel belirtilerin yanı sıra tabloya sıklıkla ölüm korkusu, delirme ya da kontrolü kaybetme korkusu gibi bilişsel belirtiler de eklenir. Ayrıca, kaygının yoğunluğuna bağlı olarak kişi, kendini ya da çevresini değişmiş ve gerçek dışı olarak algılayabilir. Panik atak geçiren kişiler, bir felaket ile karşı karşıya olduğu duygusu içindedirler. Kalp atım sayısında artma, çarpıntı, göğüs ağrısı gibi yakınmaları nedeniyle sıklıkla kalp krizi geçirdiklerini, ölebileceklerini düşünürler. Panik atağı genellikle on-onbeş dakika içinde yatışmakla birlikte, daha uzun da sürebilir. Hastalığın gidişi sırasında atakların sıklık ve şiddeti değişkenlik gösterir.

EN ÇOK KİMLERDE GÖRÜLÜR?

Panik atak, en sık 20 ile 30’lu yaşlar arasındaki dönemde başlamaktadır. Klinik örneklemde, başlangıç yaşı ortalaması 25 civarındadır. Panik atak, daha düşük oranlarda olmakla birlikte, çocuklukta ya da 40 yaşın üzerinde de başlayabilmektedir. İlerleyen yaşlarda başlama oranı düşer. Kadınlarda görülme oranı erkeklere oranla 2-3 kat fazladır. Değişken oranlarda toplumun %20-25 inde görülmektedir. Yani her 4 kişiden birinde değişik ağırlıklarda panik atak mevcuttur. Şehirde yaşayan, boşanmış, ağır travma ve sıkıntı geçiren insanlarda görülme oranı daha fazladır. Ekonomik durum ya da eğitim düzeyiyle bağlantısı yoktur. İçe dönük, mükemmeliyetçi, telaşlı, aceleci, sıkıntılı insanlar daha yatkındır. Alkol ve madde bağımlılığı riski yüksektir ve tersi içinde aynı durum geçerlidir. Devamlı baskı, stres altında olmak ağır travmalar geçirmek (aile sorunları boşanma ölüm gibi) riski arttırır. Hayır diyememe, bağımlı kişilik yapıları, özgüven sorunu yaşayan insanlarda, iletişim sorunu yaşan, hislerini dışa vuramayan insanlarda, bastırılmış kimliğe sahip insanlarda risk daha yüksektir. Depresyon geçirmiş ya da geçirmekte olan, sosyal fobiye sahip insanlarda daha sık görülebilir. Genetik ve ailesel nedenlere bakıldığında, birinci derece yakınlarda görülme oranı %15-30 arasıdır. Tek yumurta ikizlerinde eş zamanlı olarak panik atak görülme oranı %30-40 olarak belirtilmiştir.

NASIL TEŞHİS EDİLİR? TEDAVİSİ NASILDIR?

Panik bozukluk teşhisini mutlaka bir psikiyatri hekimi tarafından yapılıyor ya da yapılmış olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü panik bozukluğa başka psikopatolojiler eşlik edebilir. Depresyon, agorafobi, hipokondriyazis, alkol ve madde kötüye kullanımı panik atak ile birlikte görülebildiğinden, ayırıcı tanının bir psikiyatri hekimi tarafından yapılarak tedaviye başlanması daha sağlıklı görülmektedir. Panik bozukluğun tedavisi farmakolojik (ilaç) tedavisi + Bilişsel Davranışçı Terapi’dir.  İlaç tedavisini Psikiyatri Hekimi yaparken Bilişsel Davranışçı Terapiyi Psikiyatristler ve Psikologlar da yapabilirler. Panik bozukluğu hastalarında kullanılan bilişsel davranışçı tedavi; nefes egzersizleri, gevşeme eğitimi, bilişsel yeniden yapılandırma ve alıştırma gibi çeşitli tedavi tekniklerini içerir.

PANİK ATAK İNSANLARIN YAŞAM KALİTESİNİ NASIL ETKİLER?

Panik atak ne yazık ki, bireylerin temel gereksinimlerini ve toplumsal beklentilerini karşılayabilmesinde ve yaşadığı toplumun sunduğu olanaklardan faydalanabilmesinde olumsuz sonuçlar doğurmaktadır.  Panik atak bireylerde yaşam kalitesinin düşmesine neden olan en önemli etken, yeni bir atak geçirme korkusunun (beklenti anksiyetesi) getirdiği kaçınma davranışlarıdır. Bu yüzden evden dışarı çıkamama, toplu taşıma araçlarını veya kendi aracını kullanamama, kalabalık yerlere gidememe, hatta işine gidemeyecek duruma gelme kişinin yaşam kalitesini ve işlevselleğini bozabilmektedir.

PANİK ATAK TEDAVİSİ GÖREN KİŞİYE NASIL YAKLAŞILMALIDIR?

Panik atak tedavisi gören kişinin tedaviye uyum sağlamasında yakınlarının desteği çok önemlidir.  Öncelikle tedavinin başında kişinin fiziksel belirtilere fazla odaklanma ve hastalık belirtisi arama çok yoğunsa, kişiyi fiziksel muayeneden geçirerek, kapsamlı bir check-up yaptırın. Hastanın fiziksel bir rahatsızlığı olmadığına ikna konusunda bu bulgular önemli olacaktır. Yapılan tetkiklerde herhangi bir sorun yoksa hemen bir psikiyatri hekimine başvuruda bulunun. 

Eğer bir kişi yanınızda panik nöbet geçiriyorsa, kişiye bunun bir nöbet olduğunu, daha öncede buna benzer bir şey yaşadığını, birazdan geçeceğini ve bunun yüzünden kendisine hiçbir şey olmayacağını söyleyerek nefes egzersizi ile birlikte sakinleşmesine yardımcı olabilirsiniz.

Tüm bunlara ek olarak bir de panik atak tedavisi gören kişiye yapılmaması gerekenlerde unutulmamalıdır. Panik bozukluğu olan bir yakınınıza “hiçbir şeyin yok”, “evham yapıyorsun”, “dikkat çekmeye çalışıyorsun”, “bir gün hepimiz öleceğiz ne var bunda korkacak” vb. eleştirel ve küçük düşürücü cümleler kurmaktan kaçının.

Unutmayın ki, panik atak hastaları fiziksel belirtileri ve korkuyu gerçekmiş gibi yaşamaktadırlar. Hem hasta, hem de yakınları için sabırlı olmak tedavi sürecinde çok önemlidir.

Okuyucu Yorumları

İsminiz :
Yorumunuz değerlendirilmek üzere kaydedilmiştir. Yorumunuz onaylandıktan sonra bu sayfada görüntülenecektir